1. YAZARLAR

  2. Erdoğan EKER

  3. FETHULLAH HOCA’NIN BEDDUASI
Erdoğan EKER

Erdoğan EKER

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

FETHULLAH HOCA’NIN BEDDUASI

A+A-

Siyasette ülke olarak çok sıkıntılı günler yaşıyoruz. 17 Aralık operasyonu ülkede hem deprem hem de büyük gerginlik ve üzüntü yarattı.

Başbakan son günlerde üzüntüsünden süzüldüğünü görüyoruz. Kolay değil, 75 milyon nüfuslu Türkiye’nin yüzde elli oyu ile kurulan Hükümetin başkanı.. Yani ülkenin başbakanı..

Yaşanılan olaylardan 3 gün sonra Sayın Başbakan, AK Partili milletvekilleriyle akşam yemeği yedi. Onlarla toplantı yaptı. Elbette ülkeyi sarsan 30 milyar dolara mal olmuş bir yolsuzluk operasyonundan sonra yeni doğabilecek olaylara, iftiralara karşıda milletvekillerini uyarmalıydı.

Yemek sonrası milletvekilleriyle yaptığı toplantıda ülkeyi sarsan bir yolsuzluk operasyonu veya komplodan sonra vekilleriyle ne konuşmuş olabilir diye düşündüm.

Beyin jimnastiği yaptım..

Acaba dedim şunları konuşmuş olamaz mı?

“Arkadaşlar ortaya çıkan komployu gördünüz. Tehlikenin, gelişmelerin, tezgahların nereden geleceğini, doğacağını bilemezsiniz. Milletvekilleri olarak büyük sorumluluklar yaşıyorsunuz. Milletin güvenini alarak bu günlere geldik. Bir ata sözü vardır: Zamanında kızını dövmeyen ileride dizini döver. Bunu unutmayın. Tavşan bayırı aşınca yapılacak bir şey kalmaz. Milletimizin değerlerini iyi bilin bu millet geçmişte ne çektiyse, milletin hakkını yiyenlerden,  gasp edenlerden çekti. Parayla fazla oynamayın. Fazla ortaklık işleriyle uğraşmayın. Şirket-mirket kurmaya vakit ayırmayın. Sizler milletimizin sorunlarını çözüm getirmek için milletvekili seçildiniz. Yatırım ve üretim projeleri geliştirin. Milletin sorunlarını tespit edin, çözüm arayın. Bu yaşanılan olaylar, gelişmeler hepimize ders olsun. Şeytan size gerçek görüntüsüyle değil, zahiri görüntüsü ile gelir bunu sakın kanmayın unutmayın demiş olamaz mı?”

Sayın Başbakan’ın eğer yolsuzluk olayında suçlu olanlar yargılama sonunda tespit edilmesi halinde en ağır şekilde cezalandırılmasını istemesi de kendisinin bu konudaki hassasiyetini göstermiyor mu?

Aslında bunları daha da çoğaltmamız elbette mümkündür.

Sayın Başbakan gerekenleri daha fazlasını söyleyip, sanırım gerekli uyarıları yapmıştır. Bunlar sadece AK Partili vekillerine değil, bütün vekillerimiz için geçerlidir. Özellikle belediye başkanları için daha çok geçerlidir.

Hizmet alanları menfaat, yolsuzluk alanlarına dönüşmüştür. Siyasetçiler millet için görev yapanlar bu görevleri devam ettiği sürece ticaret ilişkilerinden uzak kalmalıdır. Halkın hak ve hukukunu korumada çok hassas davranmalıdır.

Ülkemizde 923 ilçe belediyesi vardır. Ne yazık ki bunların 700’e yakını yolsuzluktan, ihaleye fesat karıştırmaktan, şahsa menfaat sağlamaktan dolayı soruşturma geçirmektedir.

Bakın, demokrasi şehidi kabul ettiğimiz, milletin gönlünde unutulmayan rahmetli Adnan Menderes Başbakan olduğu yıllarda 2 üniversite bitiren büyük oğlu Yüksel Menderes, babası Adnan Menderes’in yanına gelmiş.

“Baba 2’inci üniversiteyi de bitirdim. Sen Başbakan olunca ortamımız çok değişti. Ben memur olmak istemiyorum, ticaret hayatına atılmak istiyorum” demiş. Rahmetli Adnan Menderes, oğlu Yüksel Menderes’e dönmüş ve “Bak oğlum. Ben bu devlet işinde olduğum, bunu yürüttüğüm sürece sen ve kardeşin ticaret ve siyaset hayatından uzak kalacaksınız. Bu benim sizin için bir isteğim, vasiyetimdir” demiş.

Rahmetli Menderes’in bu yaklaşımından siyasetçilerimiz kendilerine kıssadan hisse çıkarmalıdır.

Son olarak Sayın Fethullah Gülen Hoca’nın yaşanılan bu yolsuzluk olayından sonra hükümetin yaptığı uygulamalara için yaptığı bedduadır. Dinimizde beddua sevilmez. Müslüman bedduadan irkilir, çekinir. Hele belayı ağzına hiç almaz. Bela okumaktan  kaçar.

Ben de Fethullah Hoca’nın bedduasından irkildim üzüntü duydum. Sadece şunu kendisine sormak isterim:

Sayın Fethullah Gülen Hocam; Filistin’de, dünyanın her köşesinde Müslümanlar bebek, çocuk, kadın demeden zalimler tarafından katledildi, katledilmeye devam ediyor. Bu acılar sizi üzmedi mi? Siz bu zalimler için bile böyle bir beddua yapmadınız. Acaba neden? Bugün böyle bir duayı yaptığınız içinde pişman olup üzüntü duyuyor musunuz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum