Olay, 31 Aralık 2025 tarihinde Çanakkale Merkez Çarşı Caddesi’nde faaliyet yürüten Turan Kuyumculuk’ta meydana geldi. Turan Kuyumculuk sahibi Hasan Turan (56) ve oğlu M.T. (30), müşterilerinden kâr ya da olduğu haliyle daha sonra vermek üzere altın-para aldı. 31 Aralık günü kendisine emanet edilen altın veya parayı talep eden bir müşterisine geri ödeyememesi üzerine ortalık karıştı. Mağdur olan müşteri, kuyumcuya polis çağırarak durumu anlattı. Polisler Hasan Turan ve oğlu M.T.’yi ’nitelikli dolandırıcılık’ suçundan gözaltına aldı. Baba ve oğul çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı. İddiaya göre, kuyumcu ve oğluna ulaşamayan mağdurlar 13 Ocak 2026 tarihinde savcılığa giderek kuyumcudan şikayetçi olmuştu. Olayla ilgili devam eden soruşturma kapsamında İl Emniyet Müdürlüğünde ifadesi alınan Hasan Turan ve oğlu M.T. işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılıktaki ifadeleri sonrasında Turan Kuyumculuk sahibi Hasan Turan çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, oğlu M.T. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Mağdurların avukatı Alper Yavuz Ajlan, Çanakkale Adalet Sarayı’nda yaptığı açıklamada "Soruşturma dosyasındaki somut veriler, karşı karşıya yürütülmekte olan nitelikli dolandırıcılık soruşturmasında gelinen aşama, adaletin tecellisi olduğumuz mağduriyetin boyutlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Dosya kapsamında 1 şüphelinin tutuklu bulunması, suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını teyit etse de sürece doğrudan iştirak eden diğer 2 şüphelinin hala serbest olması, mağdurlar ve kamuoyu vicdanı için kabul edilemez bir durumdur" dedi.
İşletmede polis ekipleri ve bilirkişiler eşliğinde yapılan incelemenin ardından sahte altın ortaya çıktığını belirten Alper Yavuz Ajlan, "Şüphelilere ait işletmelerde 13.01.2026 tarihinde yapılan aramalarda farklı özellik ve gramajlarda 112 adet altın, gümüş ve değerli taş, ayrıca 156 adet farklı marka ve modelde saat ele geçirilerek el konulmuştur. Ancak en vahim olanı, dükkanda hatırı sayılır altın bulunmasıdır. Bu durum dürüst bir ticari faaliyeti değil, halkın güvenini suistimal ederek sahte ürünlerle kurulan sistematik bir dolandırıcılık düzeneğini açıkça ispatlamaktadır. Şu an itibarıyla dosyada şikayetçi olan mağdur sayısı 143’e ulaşmıştır. Halihazırda maruz kaldığımız bu ağır durumdan ötürü utanma duygusuyla henüz adli makamlara başvurmamış çok sayıda mağdurun olduğu da bilinmektedir. Mevcut veriler ışığında, telafisi imkansız olan toplam zararın en az 200-250 milyon TL olduğu tarafımızca bilinmektedir. Bu rakam, sadece bireysel bir zarar değil, toplumsal güvene indirilmiş ağır bir darbedir. Elimizdeki veriler ve aldığımız ciddi duyumlar; serbest gezen şüphelilerin, mağdurların emeği olan varlıkları yurt dışına kaçırma ve kendilerinin de ülkeyi terk etme hazırlığı içerisinde olduklarını göstermektedir. Bu şahısların dışarıda geçirdiği her dakika, adaletin elinden kaçmaları için onlara tanınmış bir fırsat niteliğindedir. Kaçma şüphesi artık bir ihtimal değil, somut bir risk halini almıştır" ifadelerini kullandı.
Şüphelilerin serbest kalması durumunda soruşturmanın seyrinin değişeceğine dikkat çeken Avukat Ajlan, sözlerine şöyle devam etti: "Şüphelilerin serbest olması; dijital delillere müdahale etme, gizli tanıklar üzerinde baskı kurma ve soruşturmanın seyrini değiştirecek kritik verileri yok etme riskini en üst seviyeye çıkarmaktadır. Eksik bırakılan her tutuklama kararı, gerçeğin ortaya çıkmasını zorlaştırmaktadır. Suçun planlanması, icrası ve haksız menfaatin paylaştırılmasında aktif rol alan bu iki şüphelinin tutuksuz yargılanması, suç ortaklığı ve ’iştirak iradesi’ ilkeleriyle çelişmektedir. Bir şüphelinin dört duvar arasında, diğerlerinin ise sosyal hayatın içinde olması, hukuk önündeki eşitlik ilkesini zedelemektedir. Dosya kapsamında tutuklu bulunan tek şüphelinin mevcut mal varlığının, tespit edilen bu devasa zararı karşılamaya yetmediği açıkça görülmektedir. Suça iştirak eden ve şu an serbest olan diğer iki şüphelinin mal varlıklarına ivedilikle ihtiyati tedbir konulması hukuki bir zorunluluktur. Bugün itibarıyla bu konuyla ilgili dilekçemizi Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunacağız. Aksi takdirde, mağdurların yılların birikimi olan paraların, serbest gezen şüphelilerce elden çıkarılması veya yurt dışına transfer edilmesi işten bile değildir. Zararın giderilmesi için tüm sorumluların mal varlıkları üzerine derhal blokaj konulmalıdır. Dosyada bir şüphelinin tutuklu olması yeterli değildir. İştirak iradesiyle hareket eden, imitasyon ürünlerle halkı kandıran ve yüz milyonlarca liralık zararda payı olan diğer iki şüphelinin hala serbest olması kamuoyu vicdanını kanatmaktadır. Mağdurların zararlarının daha da büyümemesi ve faillerin adaletten kaçmasının önüne geçilmesi için yurt dışına çıkış hazırlıklarında olduğu yönünde kuvvetli emareler dikkate alınarak bu 2 şüphelinin hiç vakit kaybetmeksizin tutuklanmasını talep ediyoruz. Adalet faillerin tamamı için aynı kararlılıkla işletilmelidir. Müvekkillerimizin hakkını korumak ve tüm sorumluların yargı önünde hesap vermesi amacıyla tüm sürecin takipçisi olmaya devam edeceğimizi tüm kamuoyuna paylaşmak isterim."