Bahar Yorgunluğu İle Kronik Yorgunluk Sendromu Karıştırılmamalı

Medicana International Ankara Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yavuz Maşrabacı, bahar yorgunluğunun kısa süreli ve geçici olduğunu belirterek, “Fiziksel ve ruhsal enerjinin kaybı olarak tanımlanan...

Medicana International Ankara Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yavuz Maşrabacı, bahar yorgunluğunun kısa süreli ve geçici olduğunu belirterek, “Fiziksel ve ruhsal enerjinin kaybı olarak tanımlanan kronik yorgunluk sendromu ise 6 aydan daha uzun süren bir durumdur. Ayrıca yaz ve kış depresyonları ile kendini gösteren ve psikiyatrik destek ile çözümlenen ’mevsimsel duygu durum bozuklukları’ndan ayırt edilmelidir” dedi.

Medicana International Ankara Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yavuz Maşrabacı, bahar yorgunluğuyla ilgili yaptığı açıklamada, vücudun iç saatinin doğanın yeni saatine uyum sağlamaya çalıştığını belirterek, “İşte tam bu noktada çoğumuz geçici bir süre de olsa sabahları daha geç uyanıyor, yorgun kalkıyor ve işe isteksiz gidiyoruz. Enerjimiz daha az, daha çabuk yoruluyoruz, ruhsal olarak daha değişkeniz. Bahar yorgunluğu olarak tanımladığımız bu durum genellikle mevsim dönümlerinde hissedilen ve aslında vücudumuzun doğaya fiziksel ve ruhsal uyum sürecidir” ifadelerini kullandı.

İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ İNSAN VÜCUDUNU ETKİLEYEN EN ÖNEMLİ FAKTÖRLERDEN

Bu süreçte insan vücudunu etkileyen en önemli etmenlerin iklim değişiklikleri, havanın sıcaklık değişiklikleri, nemi, güneş ışığının varlığı ve süresi, havanın elektrik yükü pozitif ve negatif iyonları olduğunu ifade eden Dr. Maşrabacı, şunları kaydetti:

“Uyku ilişkili hormon olarak bilinen melatoninin salınımı uzun kış gecelerinde artıyor, duygu durumumuzu etkileyen en önemli hormon olan serotonin ise güneş ışığının azaldığı durumlarda az miktarda salınıp bizi depresif duygu durumuna sürüklüyor. Bu dönemde yorgunluk, halsizlik, iş yapmada isteksizlik, sinirlilik, neşesizlik, hafıza ve konsantrasyon bozuklukları gibi belirtiler yanında iştah bozuklukları, mide bağırsak sistemi bozuklukları, baş ağrıları, kas ağrıları, omuz, sırt, boyun ağrıları, uyku düzeni değişiklikleri, uyuklama ya da uykuya dalma güçlüğü, kadınlarda adet düzensizlikleri ve psikolojik değişiklikler de görülebiliyor.”

“BAHAR YORGUNLUĞU KISA SÜRELİDİR, 1-2 HAFTA SÜRER, GEÇİCİDİR”

Bahar yorgunluğunun karıştırılmaması gereken diğer durumlarla ilgili olarak ise Dr. Maşrabacı, “Bahar yorgunluğu kısa sürelidir, 1-2 hafta sürer, geçicidir. Öncesi ve sonrasında kişi kendini normal hisseder. Fiziksel ve ruhsal enerjinin kaybı olarak tanımlanan kronik yorgunluk sendromu ise 6 aydan daha uzun süren bir durumdur. Ayrıca yaz ve kış depresyonları ile kendini gösteren ve psikiyatrik destek ile çözümlenen ‘mevsimsel duygu durum bozuklukları’ndan ayırt edilmelidir. Enfeksiyonlar, anemiler (kansızlık), tiroid bozuklukları, şeker hastalığının metabolik değişiklikleri, romatizmal hastalıklar, mide ve onikiparmak ülserleri, kanser gibi hastalıkların da aynı belirtilerle başlayabileceği göz önüne alınıp, bu belirtilere özellikle aşırı, nedensiz kilo kayıpları, gece terlemeleri, idrar ve dışkılama sorunları, ağızdan, idrar yoluyla, gaitayla kan gelmesi, ciltte istenmeyen değişiklikler olması, boyun, koltuk altı, kasık lenf bezlerinde büyümeler eklendiğinde doktora başvurulmalıdır” diye konuştu.

“EGZERSİZLERİN HAFTADA EN AZ 2.5 SAAT YAPILMASI ÖNERİLİR”

Bahar yorgunluğuna karşı alınacak önlemlerle ilgili bilgi veren Dr. Maşrabacı, “Özellikle açık havada yapılan düzenli egzersiz programları ile metabolizma hızlanır, yağ yakışı artar, kardio pulmoner kapasite yükselir. Özellikle aerobik tipte olan yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklet, dans gibi egzersizlerin haftada en az 2.5 saat (günde 40 dakika, haftada 4 gün) yapılması önerilir. Ayrıca olanaklar elverdiğince küçük tatiller, hafta sonu doğa gezileri ruhsal ve bedensel yorgunluklarımızı azaltır. Uyku düzenine dikkat edilmelidir; sessiz, ısısı uygun, elekromagnetik aktivitenin minimum olduğu odalarda ve vücudumuza uygun ortopedik, sağlıklı yataklarda yeterli sürede uyumak bizi rahatlatacaktır” dedi.

“ÖĞÜN SAYISINI ARTIRARAK KÜÇÜK PORSİYONLAR HALİNDE 5-6 ÖĞÜN YİYEBİLİRSİNİZ”

Öğün sayısını artırarak küçük porsiyonlar halinde 5-6 öğün yenebileceğini bildiren Maşrabacı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sık sık ve az yemek daha enerjik hissetmenizi sağlayarak, hazımsızlık sorununuzu da en aza indirecektir. Karbonhidratları azaltmak, lif ve posası fazla gıdaları tüketmek, ağır hamur işi ve tatlılardan uzak durmak gerekir. Düzenli ve bol sıvı tüketmek, günde en az 10 bardak su içmek, alkolü çok azaltmak, sigarayı bu bahar tamamen bırakmak, aşırı miktarda siyah çay ve kafeinli kahve tüketmeyip bitki çaylarını tercih etmek uygun olur. Taze yeşil sebzeler, meyveler ve sağlıklı et ürünleri yenmesi, yaşlı ve yeterince beslenemeyenlerin ise B, C, E vitaminlerini, magnezyum, potasyum, çinko desteklerini ve antioksidanları gıdalarına eklemesi önerilir. Gevşeme egzersizleri, yoga ve pilates programları da faydalı olacaktır. Doğanın kendini yenilediği bu süreci bilinçli bazı önlemlerle vücudumuzu yenileme ve sağlıklı kararların alındığı bir sürece çevirmek elimizde.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sağlık Haberleri