EVE DOĞRU/SÖYLEŞİLER
Yazar. :Susanna Tamaro
Yayınevi. :Can Yayınları
Türü. :Edebiyat
Çevirmen. :Eren Vendey
Amina Mundi, Yüreğinin Görürdüğü Yere Git eserleriyle ülkemiz okurların tanıdığı yazar ile yapılan bu söyleşi hem yazarın dünyasını hem eserlerini tanımak hem yazarı tanımak, onun yazarken hissettikleriyle hayatına dair bilinmeyenlerin arka planında olan bitenleri bilmek açısından önemli..
Kitap hacim olarak küçük diyebileceğimiz bir kitap olmasına rağmen hem yazarı hem yazdıklarını, topluma ulaştırmak istediği duyguları hakkında hacmine rağmen yeterli ve tatmin edici bilgi sahibi olabiliyoruz.
Yazarın dini inancı ve ait olduğu katolikliğin eserlerinde aldığı yer, iyilik ve kötülük karşısında Tanrının tutumuna dair birçok insanın zihninde yer alan soruların varlığına ilişkin değinilerin varlığı da önemli bulduğumu ifade etmeliyim.
Bu kısa kitap hakkında hem söyleşi olması hem bir hikayesi olmaması açısından detaylı bilgi vermenin imkanlarını zorlamadan kitapta önemli bulduğum bir bölümü yazarın ağzından sizinle paylaşmak istiyorum.
Yazarın kadın erkek ve aşk evlilik hakkında kendisine sorulan bir soru ve cevabı ilginizi çekeceğini umduğumu ifade etmek isterim.
Kitaptan, “ Soru: Gene de siz yazarken insanları düşünmeye çağıran bir yazar olduğunuza göre, daha olumlu işleyebilirdiniz diye düşünüyorum.
Cevap: Gelecekte böyle yapmayacağım anlamına gelmedi elbette. İçinde inancın olmadığı bir evliliğin bir toplama kampına benzeyeceğine yürekten inanıyorum. Ama doyuma ulaşmış bir evliliğin de bir kutsama, zor ama harika bir süreç olduğunu da düşünüyorum. Pek çok kişi tümüyle raslantısal olarak evleniyor ve aslında olağanüstü olan bir gerçekliğe hiç hazırlanmadan ve hiç saygı duymadan giriyorlar. Duygusallıkta büyük bir bilgisizlik var; evlilikte sonunda tüketiciliktir. Bir insanı beklemek ve güçlüklerle karşılaşılarak da olsa bir yapı kurmak, düşüncesi gelişmiyor insanlarda.
Öyle oluyor ki evlenirlerken aşık oldukları düşüncesine aşık oluyorlar; böyle bir fiziksel ve duygusal aşk bir yıl içinde tüketiliyor ve o zaman evlendikleri kişinin gerçekte arzu ettikleri kişi olmadığını anlıyorlar ve her şey bitiyor. ‘İstediğim gibi biri değilsin.’ Ya da ‘Artık istediğim gibi değilsin.’ diyorlar, çünkü duygusal aşk rüyası bitmiş oluyor. Bir şeylerin inşa edilmesi ve yavaş yavaş gelişmesi gerektiği düşüncesine sahip olmayan kişiler bunlar.
Evlilik özel bir çağrı ister. Ben yazının çağrısına uydum ve bu öyle güçlü bir çağrıydı ki evlilik gibi güçlü bir çağrıyla asla uyuşamazdı. Yaratıcı etkinliğimin ne kadar büyük bir zaman aldığını gördüğüm zaman -çok fazlaydı- bunun başkalarından çalınacak bir zaman olduğu gerçeğini kavradım.
Evlenmek için başkalarına sürekli bir açıklık garanti etmeliydim ama yazmak beni evlilik yaşantısıyla asla bağdaşmayacak bir kapanma dönemine zorunlu kılıyor. İki çağrıya birden kulak vermeye olanak yok.” şeklinde cevap vermiştir.
Shf. 72-73
***Okundu.