Cümle Yayınları tarafından tercüme edilerek yayınlanan Hadislerle Müslümanlık kitabından yaptığım alıntıları Ramazan süresince sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ramazan başlamadan önce bu ayda okumayı planladığım iki kitap vardı. Bunlardan biri Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan 6 ciltlik Kur'an Yolu isimli tefsir, diğeri de 5 ciltlik Hadislerle Müslümanlık kitabıydı.
Tercihimi hadis okumaktan yana kullandım. Yaptığım okumalardan aldığım notları sizlerle paylaşıyorum. Hayırlı, bereketli bir Ramazan diliyorum.
Dünya Malının Fitnesi
Sa’d b. Ebî Vakkas anlatıyor:
Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: "Darlık zamanının tehlikesinden çok, bolluk zamanının fitnesinden korkarım. Siz sıkıntı ve yoksullukla imtihan edildiniz, sabredip başardınız. Ama dünya malı tatlı ve çekicidir."
Avf b. Malik anlatıyor:
Resûlullah ashabı arasında otururken ayağa kalktı ve şöyle buyurdu:
“Siz fakirlikten mi korkuyorsunuz, yoksa dünyayı çok mu önemsiyorsunuz? Allah; Fars ve Rum ülkesinin fethini sizlere müyesser kılacak. Böylelikle de siz bol bol dünya malına kavuşacaksınız. Dünya malından başka bir şey de sizi doğru yoldan ayıramayacak.”
(Cilt: 2, Sayfa: 847-848)
Hz. Ömer ve Rum Kralından Gelen Hediye
Malik b. Evs b. Hadesan’dan:
Rum kralından Ömer b. Hattab’a bir postacı geldi. Ömer b. Hattab’ın eşi bir dinar borç alıp onunla bir miktar koku aldı. Kokuyu bir kavanoza koyup gelen postacıyla Rum kralının eşine gönderdi. Rum kralının eşi hediyeyi alınca kavanozu boşaltıp içine mücevherler koydu ve postacıya: “Bunu Ömer b. Hattab’ın eşine götür,” dedi.
Hz. Ömer’in eşi gelen mücevherleri bir yaygı üzerine döktü. Bu esnada içeriye Hz. Ömer girdi. Mücevherleri görünce: “Bunlar da ne?” diye sordu. Hanımı olup bitenleri anlatınca Hz. Ömer derhal mücevherleri sattı. Hanımına harcadığı bir dinarı verip geri kalanını Beytülmal’e (hazineye) koydu.
(Cilt: 2, Sayfa: 828-829)
Ahiret Ecri ve Dünya Refahı
Humeyd b. Hilal anlatıyor:
Hafs b. Ebi’l-As, Hz. Ömer’in yemeğini hazırlıyor fakat kendisi onunla yemiyordu. Hz. Ömer ona: “Niye yemiyorsun?” diye sorduğunda o şöyle dedi:
“Zannediyor musun ki ben; bir koyun kestirip etini pişirmekten, unu eleyip ekmek yaptırmaktan, bir sa’ kuru üzüm getirtip onu bir kaba koydurmaktan, üzerine su döküp ceylan kanı gibi (berrak) hoşaf yapmaktan acizim?”
Hafs: “Bakıyorum da ağzının tadını biliyorsun,” dedi.
Hz. Ömer: “Evet, biliyorum ama kudreti ve iradesiyle yaşadığım Allah’a yemin olsun ki; eğer kıyamet günü ecrimi eksiltme korkusu olmasaydı, ben de bu dünyada sizin gibi yapar, refah içinde yaşardım,” dedi.
Salim b. Abdullah’tan:
Ömer b. Hattab şöyle diyordu: “Allah aşkına, dünya zevkleri bizim neyimize? İstesek bir oğlak kestiririz, iyi cins buğdaydan ekmek yaptırırız, kuru üzümü keklik gözü gibi oluncaya kadar kaynatır (hoşaf yapar), yer ve içeriz. Fakat biz iyilikleri, güzellikleri öbür dünyaya bırakmak istiyoruz. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: ‘İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün onlara: Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz... (denir).’” (Ahkaf, 20)
(Cilt: 2, Sayfa: 867)
Hz. Ebû Bekir’in Hassasiyeti
Hasan-ı Basri’den:
Ebû Bekir halife olduktan sonra bir hutbe verdi. Hutbesinde Allah’a hamdüsenadan sonra şöyle dedi: “İnsanların en akıllısı, en çok takva sahibi olandır.”
Hz. Ebû Bekir, halife oluşunun ertesi günü pazara gitti. Hz. Ömer onunla karşılaşınca: “Nereye gidiyorsun?” diye sordu. “Pazara,” diye cevap verdi. O zaman Hz. Ömer: “Artık halife oldun, ticaretle uğraşamazsın,” dedi. Ebû Bekir ise: “Allah Allah! Bu vazife beni ailemin geçimini temin etmekten de mi alıkoyuyor?” diye karşılık verince Hz. Ömer: “Sana maaş bağlarız,” dedi.
Ebû Bekir: “Ne diyorsun Ömer! Hazineden harcadığımı karşılayamamaktan korkarım,” dedi.
Ravi diyor ki: “Hz. Ebû Bekir iki küsur senede hazineden sekiz bin dirhem harcadı. Öleceği zaman: ‘Ben Ömer’e, hazineden harcadığımı karşılayamamaktan korkarım demiştim, bana zorla kabul ettirmişti. Ben öldüğümde malımdan sekiz bin dirhem alın ve hazineye koyun,’ dedi.”
Ebû Bekir vefat ettikten sonra bu para Hz. Ömer’e getirilince, o (gözyaşları içinde): “Kendinden sonrakilere büyük zorluk çıkardın (çok yüksek bir çıta bıraktın),” dedi.
(Cilt: 2, Sayfa: 835-836)
Emanet Bilinci ve Borç Adabı
Urve’den gelen rivayette Ömer b. Hattab şöyle demiştir:
“Hazineden ancak kendi malımdan yediğim kadar yiyebilirim. ‘Bu devlet malıdır’ diye israf edemem.”
İmran’dan:
Ömer b. Hattab bir şeye muhtaç olunca hazine memuruna gelir ve borç alırdı. Çok kere de aldığını vaktinde ödeyemezdi; hazine memuru gelir alacağını ister, Hz. Ömer de tanıdıklarına koşar, para bulup borcunu öderdi.
İbrahim’den:
Ömer b. Hattab halife iken bile ticaret yapardı. Şam’a gitmek üzere bir kervan hazırladı. Abdurrahman b. Avf’a adam gönderip dört bin dirhem borç istedi. Abdurrahman da: “Ona söyle, hazineden alsın, sonra ödesin,” dedi. Adam geri dönüp bunu Hz. Ömer’e söyleyince bu ona çok ağır geldi. Daha sonra Hz.
Ömer onunla karşılaşınca:
“‘Hazineden alsın’ diye sen mi söyledin? Alsam da borcumu ödemeden ölsem, siz: ‘Onu Müminlerin Emiri almıştı, borcunu bağışlayın’ dersiniz. Kıyamet günü cezasını ben çekerim. Hayır, hazineden almam. Ben senin gibi (mal sahibi) birinden almak istedim ki; ben ölünce gelip malımdan geri alabilsin,” dedi.
(Cilt: 2, Sayfa: 826)