Hadislerle Müslümanlık-2

Ali İhsan Dilmen

Cümle Yayınları tarafından tercüme edilerek yayınlanan Hadislerle Müslümanlık kitabından yaptığım alıntıların ikinci bölümünü sizlerle paylaşıyorum…

Kur'an Bilgisi ve Liyakat
Ebu Hureyre anlatıyor:
Resulullah (s.a.v.) büyük bir ordu göndermeye karar verdi. Ordudaki askerleri teker teker Kur'an bilgilerinden imtihan etti. Çok genç birisinin yanına gelip: “Kur'an’dan hangi sureler ezberinde?” diye sordu. O da: “Şu şu sureler, bir de Bakara Suresi!” diye cevap verdi.
Resulullah tekrar: “Bakara Suresi'ni de biliyor musun?” buyurunca, o genç: “Evet!” dedi. Bunun üzerine Resulullah: “Sen bu ordunun kumandanısın. Yolun açık olsun!” dedi.
Ordudaki ileri gelenlerden biri: “Eğer muhtevası ile amel etmemek korkusu olmasaydı, ben de Bakara Suresi'ni öğrenebilirdim.” dedi. Bunun üzerine Resulullah: “Kur'an'ı öğreniniz ve onu okuyunuz. Onu öğrenip okuyan bir kişi, her tarafa koku saçan misk dolu bir kaba benzer. Kur'an'ı öğrenip de okumayan (amel etmeyen) kimse ise, içi misk dolu ama ağzı kapalı bir kaba benzer.” buyurdu.
(Hadislerle Müslümanlık, Cilt: 2, Sayfa: 647)

Hz. Ebubekir’in Halife Seçilmesi ve İlk Hutbesi
Hz. Ebubekir başkan seçildiğinde Hz. Ömer orada bulunanlara şöyle hitap etti:
“Ey insanlar! Ben, bildiğiniz gibi dün size bazı şeyler söylemiştim. Bu söylediklerim ne Allah'ın kitabında bulunuyordu ne de Resulullah'ın bu hususta bana bir tembihi vardı. Fakat ben, Resulullah'ın bizden sonra da aramızda kalacağını (vefat etmeyeceğini) düşünüyordum. Allah bize, Resulünü hidayete erdiren bir kitap ihsan etti. Eğer ona sımsıkı sarılırsanız, Allah size de hidayet eder. Çünkü Allah, Resulüne de bu kitap ile yol göstermiştir. Ve yine Allah, onlar mağaradayken 'ikinin ikincisi' olan ve en hayırlınız olan Resulullah'ın arkadaşını (Hz. Ebubekir'i) başınıza devlet reisi olarak getirmiştir. Kalkın ve ona biat edin.”
Sakife biatından sonra Hz. Ebubekir'e genel biat yapıldı. Bundan sonra Ebubekir söz aldı. Allah'a hamdüsenadan sonra:
“Ey insanlar! En hayırlınız olmadığım halde size devlet başkanı seçildim. Eğer dürüst hareket edersem bana yardım edin. Şayet hatalarım olursa bunları düzeltin. Doğruluk emanettir, yalancılık ise hıyanettir. İçinizden zayıf olan biri, hakkını iade edinceye kadar benim nazarımda güçlüdür; güçlü olan ise başkasının hakkını ondan alıncaya kadar benim yanımda zayıftır. Hiçbir kavim Allah yolunda cihadı terk etmesin; cihadı terk eden kavmi Allah zillete düşürür. Kötülüğün yaygınlaştığı bir kavme Allah genel bir bela verir. Allah'a ve Resulüne asi olduğum sürece bana itaat etmeyin. Haydi, namazınızı kılın. Allah'ın rahmeti üzerinize olsun!” dedi.
(Hadislerle Müslümanlık, Cilt: 2, Sayfa: 608)

Hz. Ömer’in Zühdü ve Mütevazı Yaşamı
Hasan-ı Basri anlatıyor:
Basra Camii'ne gittim. Baktım ki sahabeden bir grup; Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in zühdünden, takvasından ve samimiyetinden bahsediyorlar. Onlara yaklaştım; aralarında Ahnef b. Kays et-Temimi de vardı. O şöyle anlatıyordu:
“Ömer b. Hattab bizi bir müfreze ile Irak'a gönderdi. Allah'ın yardımıyla Irak ve Fars topraklarını fethettik. Oralarda kıymetli kumaşlar gördük ve onlardan kendimize elbiseler diktirdik. Medine’ye dönüp Hz. Ömer'in huzuruna çıktığımızda, bizden yüz çevirdi ve bizimle konuşmadı. Bu durum arkadaşlarımızın çok zoruna gitti. Oğlu Abdullah mescitteydi, yanına gidip durumu anlattık. Abdullah şöyle dedi: ‘Müminlerin emiri, ne Resulullah'ın ne de Hz. Ebubekir'in üzerinde görmediği bu lüks elbiseleri sizin üzerinizde gördüğü için böyle yaptı.’
Bunun üzerine evlerimize gidip o elbiseleri çıkardık ve eski elbiselerimizi giydik. Tekrar Hz. Ömer'in yanına gittiğimizde her birimizin selamını tek tek aldı ve bizi kucakladı. Sanki az önce yüz çeviren o değilmiş gibiydi. Ganimetleri taksim ettikten sonra ona Irak’tan getirdiğimiz lezzetli tatlılardan sunduk. Hz. Ömer bir tadımlık aldı ve tadını beğenince şöyle dedi: ‘Ey Muhacirler ve Ensar! Bu yemek o kadar lezzetli ki, bunun (dünya nimetinin) peşine düşenlerin çocukları babalarını, kardeşleri kardeşlerini öldürebilir.’ Sonra bu tatlıyı şehit çocuklarına dağıttı.
Hz. Ömer’in üzerindeki on iki yamalı elbiseyi gören sahabe, onun daha heybetli görünmesi için Hz. Ali’ye ricacı olmasını teklif ettiler. Hz. Ali, 'Bunu ben söyleyemem, annelerimize (Peygamber eşlerine) gidin' dedi. Hz. Aişe ve Hz. Hafsa, Hz. Ömer’in yanına giderek daha iyi giyinmesini ve daha iyi yemekler yemesini önerdiler. Hz. Ömer ağlayarak onlara Resulullah’ın (s.a.v.) nasıl yaşadığını hatırlattı:
— Resulullah vefat edinceye kadar günde iki öğün buğday ekmeği yedi mi?
— Hayır.
— Resulullah sofrasını yerden yükseltti mi?
— Hayır.
— O kaba kumaşlar giyip sertliğinden cildi zedelenmez miydi?
— Evet.
Hz. Ömer, Peygamberimizin ve Hz. Ebubekir’in hayatından örnekler vererek, onların yolundan ayrılmayacağını belirtti ve o mütevazı hayatını sürdürmeye devam etti.”
(Hadislerle Müslümanlık, Cilt: 2, Sayfa: 863-865)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.