Hadislerle Müslümanlık - 3
Çocuklar arasında adalet
Enes (r.a.) anlatıyor: Bir adam, Resulullah’ın (s.a.v.) yanında otururken çocuklarından biri çıkageldi. Adam çocuğunu öpüp dizine oturttu. Derken bir de kızı geldi; onu da önüne oturtunca Resulullah: “Aralarında eşit muamele yapmayacak mısın?” diye ikazda bulundu.
(Cilt: 3, Sayfa: 1084)
Komşu hakkı
Muaviye b. Hayde anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü, komşumun üzerimdeki hakları nedir?” diye sordum. Şu cevabı verdi:
“Hastalanırsa ziyaretine gidersin. Vefat ederse cenazesini kaldırırsın. Senden borç isterse borç verirsin. Darda kalırsa yardım edersin. Bir nimete kavuşursa tebrik eder, başına bir felaket gelirse teselli edersin. Evinin duvarını onunkinden yüksek yapma ki rüzgarını kesmeyesin. Ya ne pişirdiğini bilmesin ya da pişirdiğinden ona da ver.”
(Cilt: 3, Sayfa: 1085)
Ruh daralmasına çözüm
Ebüdderda anlatıyor: Bir adam Resulullah’a gelerek ruhunun sıkıldığından bahsetti. Resulullah da ona: “İçinin ferahlamasını ve ihtiyacının karşılanmasını mı istiyorsun? Öyleyse yetime şefkat göster, onun başını okşa ve karnını doyur. O zaman için ferahlar ve ihtiyacın temin olunur.” buyurdu.
(Cilt: 3, Sayfa: 1103)
Anne ve babaya vefat sonrası iyilik
Üseyd es-Saidi anlatıyor: Bir adam Peygamber Efendimize, “Ey Allah’ın Resulü! Ölümlerinden sonra anneme ve babama ne gibi şeylerle iyilikte bulunabilirim?” diye sordu. Resulullah: “Onlar için dua etmek, mağfiret dilemek, vasiyetlerini yerine getirmek, akrabalık bağlarını korumak (onların dostlarını ziyaret etmek) ve arkadaşlarına ikramda bulunmakla.” diye cevap verdi.
(Cilt: 3, Sayfa: 1104)
Kardeşlik ve dünya malı
İbn-i Ömer’den: “Öyle zamanlar yaşadık ki aramızdan hiçbiri, Müslüman kardeşinden daha çok altın ve gümüşe sahip olmayı düşünmedi. Şimdi öyle bir zamandayız ki altın ve gümüş bize, Müslüman kardeşimizden daha tatlı gelmeye başladı.”
(Cilt: 3, Sayfa: 1182)
Umut ve korku
Said b. Müseyyib’den: Ömer b. Hattab hastalanmıştı. Resulullah ziyaretine geldi ve: “Ya Ömer! Kendini nasıl buluyorsun?” diye sordu. Ömer: “Cennet nimetlerini umuyor, cehennem azabından da korkuyorum.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah: “Bir müminin kalbinde umut ile korku beraber bulunmadığı müddetçe Allah o kulunu umduğuna nail etmez, korktuğundan da emin kılmaz.” buyurdu.
(Cilt: 3, Sayfa: 1224)
Nefis muhasebesi
Sabit b. Haccac’dan: Ömer b. Hattab şöyle demiştir: “Amelleriniz mizana konmadan önce ölçülü hareket edin. Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin. Çünkü dünyada kendinizi hesaba çekmeniz, yarın kıyamet günü hesaba çekilmenizden daha kolaydır. Mahşer günü için iyi ameller hazırlayın. ‘O gün huzura getirilirsiniz, yaptığınız hiçbir şey gizli kalmaz.’”
(Cilt: 3, Sayfa: 1233)
Dilin önemi ve sır saklamak
Hz. Ali’den: “Dil, bedenin denge organıdır. Dil istikamette (doğru) olursa diğer azalar da istikamette olur. Dil bozulduğu zaman diğer organlar da bozulur. Kendini gizle, şöhret peşinde koşma. Az konuş ki selamette olasın. Susmak, cennete girmek için bir vesiledir. Sırrını dostuna söyleme; dostunun da dostu vardır, o da kendi dostuna söyler. Çünkü suya deri tulum dayanmaz.”
(Cilt: 3, Sayfa: 1237)
İki tehlikeli sarhoşluk
Muaz b. Cebel anlatıyor: Resulullah şöyle buyurmuştur: “Sizde iki sarhoşluk zuhur etmedikçe Allah tarafından gelen din üzere devam edersiniz. Bu sarhoşluklardan biri cehalet sarhoşluğu, diğeri de dünyaya aşırı düşkünlüktür. Siz iyiliği emreder, kötülüğe mani olur ve Allah yolunda cihat ederken; içinize dünya sevgisi girerse iyiliği emretmez, kötülüğe mani olmaz ve cihadı bırakırsınız. O gün kitap ve sünnetin emirlerini yaymaya çalışanlar, muhacir ve ensarın ilkleri gibidirler.”
(Cilt: 3, Sayfa: 1247)
Fitnenin alametleri
Huzeyfe anlatıyor: Resulullah’a, “Ya Resulullah! İyiliği emretmek ve kötülüğe mani olmak ne zaman terk edilir?” dedim. Resulullah, “İsrailoğulları’nın başına gelenler sizin başınıza geldiği zaman.” buyurdu. “İsrailoğulları’nın başına gelenler nedir ya Resulullah?” diye sorunca: “İyilerinizin zalimlere yandaşlık etmesi, ilmin kötülerin eline geçmesi ve yönetimin liyakatsizlerin (küçüklerin) eline düşmesidir. İşte o zaman fitnenin hücumuna uğrar ve birbirinize düşersiniz.” buyurdu.
(Cilt: 3, Sayfa: 1247)
Toplumsal mesaj ve cihat
Hz. Ali bir hutbesinde: “Ey insanlar! Sizden öncekiler günahlara dalmaları, din adamlarının ve alimlerinin de onlara engel olmamaları sebebiyle helak olmuşlardır. Sizden öncekilerin akıbetine uğramadan önce iyiliği emredin, kötülüğe mani olun. Bilmiş olun ki iyiliği emredip kötülüğe engel olmak rızkı kesmez ve eceli yaklaştırmaz. Cihat üç türlüdür: El ile, dil ile ve kalp ile. Kalp iyiliği tanımaz ve kötülüğü de kınamazsa iyilikler tersine döner.”
(Cilt: 3, Sayfa: 1249)
Ölçülü yemek ve sağlık
Hz. Ömer’den: “Tıka basa yemekten ve içmekten sakınınız. Çünkü bu bedeni yıpratır, sağlığı bozar ve insanı tembelleştirerek namazdan alıkoyar. Normal yiyip için; çünkü böyle yapmak hem beden için faydalı hem de israftan uzaktır. Kişi arzu ve isteklerini dinine tercih etmedikçe helak olmayacaktır.”
(Cilt: 3, Sayfa: 1315)
Kibirden sakından
Hz. Aişe’den: Bir defasında yeni bir gömlek giymiştim ve hoşuma gittiği için ona bakıyordum. Hz. Ebu Bekir: “Ne bakıyorsun? Allah sana bakmıyor.” dedi. “Neden?” diye sordum. “Bilmiyor musun, dünya ziynetinden dolayı bir kul kibirlenirse, o ziyneti terk edinceye kadar Allah ona buğz eder.” diye cevap verdi. Ben de hemen o gömleği çıkarıp bir fakire verdim. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir, “Bu hareketin belki yaptığına kefaret olur.” dedi.
(Cilt: 3, Sayfa: 1321)
Dünyadaki cezalar ve merhamet
Hz. Ebu Bekir anlatıyor: “Kim bir kötülük işlerse onunla cezalandırılır...” ayeti inince Resulullah bana: “Ebu Bekir, sana inen ayeti okuyayım mı?” diye sordu. Okuduktan sonra kendimden geçerek yere düştüm. Resulullah, “Neyin var ya Ebu Bekir?” dedi. “Ey Allah’ın Resulü, hangimiz kötülük işlemedik ki? Yaptıklarımızın karşılığını mutlaka göreceğiz.” dedim. Resulullah, “Ey Ebu Bekir, sen ve müminler dünyada bu şekilde (sıkıntılarla) cezalandırılacaksınız ki öbür dünyaya bir şey kalmasın. Diğerlerine gelince, Allah kıyamet günü onların hesabını toptan görür.” buyurdu.
(Cilt: 4, Sayfa: 1415)
Kalpten geçenler ve sorumluluk
Mücahid anlatıyor: İbn Abbas’ın yanına geldim ve: “Ben Ömer’in yanındaydım, bir ayet okudu ve ağladı.” dedim. “Hangi ayet?” diye sordu. “İçinizden geçenleri gizleseniz de açığa vursanız da Allah sizi onlarla hesaba çekecektir.” ayetini söyledim. İbn Abbas dedi ki: “Bu ayet indiğinde sahabe çok üzüldü ve ‘Kalbimize hakim olmak elimizde değil’ dediler. Ancak ‘İşittik ve itaat ettik’ diye teslim oldular. Bunun üzerine Allah, ‘Allah o asl kimseye gücünün yetmeyeceği yükü yüklemez’ ayetini indirdi. Böylece onlar kalplerinden geçen (istemsiz) düşüncelerden değil, bizzat yaptıklarından sorumlu kılındılar.”
(Cilt: 4, Sayfa: 1417-1418)