KÜÇÜK AĞAÇ'IN EĞİTİMİ
Yazar. : Forrest Carter
Yayınevi. : Say yayınları
Türü. : Edebiyat/Roman
Çevirmen : Şen Süer Kaya
Bizzat hayatın kendisinin okul olarak görülmesi gerektiğini bir çocuk, (Küçük Ağaç) bir Büyükbaba ve Büyükanne üzerinden beş yaşlarında yetim kalan bir çocuğun yaşayarak birçok şeyi günlük yaşam içinde olaylar içerisinde ve tabiat dediğimiz alanda, insan ve ötesi diğer varlıklar, tabiata güzellik katan; dağlar, dereler, nehirler, ağaçlar, çiçekler, her biri hayata zenginlik katan büyük küçük hayvanlar, kurtlar kuşlar, yılanlar ve çıyanlar, börtü böceklerin toprak ananın koynunda ve üzerinde sürdürdükleri hayata işaret eden, göndermelerde bulunan, varlıklarının gerekliliğine vurgulayan bir çocuk romanıyla karşı karşıyayız.
Bu kitap soykırıma uğrayan bir halkın her şeye rağmen hayata tutunma ve değerlerine bağlı kalma iradesiyle yaşama tutunma iradesinin ifadesidir.
Bir halkın başka bir halka, saldırmak ve yok etmek zorbalığı için kötü niyetleri ve pis arzularıyla tahakküm kurma, her şeye sahip olma heveslerinin, mazlum bir halkın hayat alanlarını sınırlama ve yok etme hırsının ortaya çıkardığı zulmü ilmek ilmek işleyen, insan zihnini özüne çağıran bir şaheser..
Büyükbabanın sık sık dile getirdiği ve “Gidişat” diye tanımladığı hayatın devinimi, hayat içinde var olan bütün varlıkların bu gidişata tabi olduğu akışa müdahil olmadığı büyük kadere göndermelerde bulunması ve bilmediği şeyler hakkında ise “Sanırım” kelimesiyle öğrenme ve kabullenmeye yönelmeyi ince ince torununa aktardığı…
Büyükanne’nin ise kelimelere hassasiyeti, insanlar arasında iletişim için gereklilik vurgusunun da ötesinde, insanlık birikimini anlamak için diğer beşeri tecrübelerin edebiyat yoluyla insanlığa miras olduğunu okuyarak ve yaşayarak anlatması..
Bay Şarap'ın ise, rakamların, matematiğin yine bir ihtiyaç olduğu vurgusu Küçük Ağaç'ın eğitiminde çok önemli..
Kitabı okurken çoğu zaman kendi çocukluğuma, çocukluğumun geçtiği köyüme gittim geldim, hatıralar bir bir sökün etti zihnimde..
Özellikle ilk okul yıllarım ve yaz tatillerinde komşumuz ve akrabamızın çocukları akranlarımızla geçirdiğimiz günler ve o günlerin hayatımıza kattığı değerler, hayata dair bilgiler bir bir zihnimde canlanıverdi..
Kitap hakkında yazılanları okumak ise, kitabın anlaşılmasını kolaylaştırmak için iyi seçilmiş örnekler.
Kitap bitirildiğinde, kitap hakkında yazılan makaleler mutlaka yavaş yavaş, sindire sindire okunmalıdır.
Kitaptan yapacağım iki bölümlük alıntıyla, okura kitap hakkında yeterli ipucunu verecektir.
Ancak, unutmayalım ki, Çerokilere mensup Küçük Ağaç ve ailesinin hikayesi tam olarak bir hayat dersi niteliğindedir.
Örgün eğitim üzerinden insanların maruz kaldığı sınırlayıcı durumlar üzerinde ciddiyetle durulması gerektiğini söylemekte, farklı düşünme yolları göstermektedir.
Şimdi kitaptan alıntı kısmına geçelim:
“Büyükbaba yarı İskoç'tu ama yerli gibi düşünürdü. Başkaları içinde böyleydi herhalde;büyük kızıl kartal, Bill Weatherford ya da McGilvery ya da Mclntısh gibi. Onlar kendilerini, yerlilerin yaptığı gibi doğaya verdiler; ona boyun eğdirmeye ya da bozmaya çalışmak için değil, doğayla birlikte yaşamak için. Ve bu düşünceyi o kadar sevdiler, sevgi içlerinde öyle büyüdü ki artık beyaz adam gibi düşünmeleri mümkün değildi.
Büyük baba bana anlattı, Yerli satmak istediği bir şey getirir ve beyaz adamın ayakları dibine koyardı. İstediği bir şey olmazsa, malını toplar, çekip giderdi. Anlayamayan beyza adam ona “Yerli verici”, yani veren, sonra geri alan adam adını taktı. Hiç böyle değil. Yerli bir armağan verirse, bunu hiç gösterişsiz yapar, bulunabilecek bir yere bırakır, o kadar.
Büyükbaba, yerlilerin, “barışçı” olduklarını, silahları olmadığını anlatmak için avuç içlerini gösterdiklerini söyledi. Bu Büyükbaba’ya göre mantıklıydı, oysa başka herkese komik geliyordu. Büyükbaba dedi ki beyaz adam aynı şeyi el sıkarak anlatırmış, yalnız bir farkla: Sözleri o kadar çarpıktı ki arkadaş olduğunu iddia eden adam kol yeninden fırlamış silahı sıkmaya çalışırdı.shf153-154
Kitapta eğitim kıyaslamasına dair verilen bu alıntıyı önemli buluyorum.
“Bay Şarap rakamların önemli olduğunu söyledi. Dedi ki, eğitim iki parçalı bir meseleymiş. Bir parçası teknikmiş ki, işinde nasıl ilerleyeceğin anlamına gelirmiş bu. Dedi ki, eğitimin bu ucu daha modern olmaktan yanaymış. Ama, dedi, diğer parçaya sıkı sıkı yapışsan ve depiştirmesen iyi olurmuş. Bu parçaya değer ver dedi. Bay Şarap dedi ki, ‘Bu değerleri öğrenmişsen, teknik parçada ne kadar modern olursan ol, gene de hiç mi hiç hiçbir yere varamazsın. Doğrusu şu ki, bu değer vermeler olmadan ne kadar modern olursan, modern şeyleri kötülük, yakıp yıkma için kullanman mümkünden de ötedir.’ Ki, bu doğruydu.”Shf.201
***Okundu