RAHAT BİR NEFES İÇİN

Ali İhsan Dilmen

RAHAT BİR NEFES İÇİN
Yazar. : George ORWEL
Yayınevi : İthaki yayınları
Alanı. : Edebiyat/Roman
Çevirmen: Niran Elçi
Hayvan Çiftliği ve 1894 romanlarından tanıdığımız 1903 yılında doğan yazar 1950 yılında ölmüştür.
Kırk yedi yıl gibi kısa bir ömür süresine: Londra'da Beş Parasız-Burma Günleri-Papazın Kızı-Aspidistra-Vigan İskelesi Yolu- Katalonya'ya Selam- Hayvan Çiftliği- 1984 kitabını 1949 yılında yazdıktan kısa bir süre sonra yakalandığı tüberküloz hastalığından sonra aradığı şifayı bulamamış 1950 yılında vefat etmiştir.
Rahat bir Nefes için kitabı birinci dünya savaşı öncesini, savaş yıllarını ardından yaşanan yılları ve sonrasında yaklaşan ikinci dünya savaşının adım adım yaklaşmakta olduğu yılları anlatır.
Roman kahramanı Geroge zorlukla geçen çocukluk; öğrencilik yılları, balık tutma merakı, abisi Joen ile yakınlaşma arzusu, babadan çok annesine olan yakınlığı üzerinden geçer.
Daha sonraları zirai ilaçlar satan babasının dükkanı yerine yine babasının yönlendirmesi ile bakkal dükkanında çalışması, buradan kazandığı parayla mutfak masrafları için annesine katkılarda bulunur.
Savaş onun için felaket demektir, savaşı sevmez.
Ama böyle düşünmesi onu savaşa katılmasına engel değildir.
İstemediği halde savaşa katılır ve ordunun değişik birimlerinde ama daha çok geri hizmet birimlerinde bulunur.
Savaşın bir evresinde Fransa'da ordunun Geri Hizmet Birimlerinde görev yapar, bunun daha sonraki sivil hayatında da kısmen faydasını görecektir.
Yazar çocukluk ile gençlik yıllarının geçtiği kasabaya ikinci Dünya Savaşı'nın öncesinde, eşinden habersiz kaçamak tadında tatil amaçlı yaptığı ziyaret esnasında ilk savaştan sonra yaşadığı yerlerde gerçekleşen fiziki değişimi gözleriyle görür, savaş sonrasında kasabaya yapılan fabrikaların sebep olduğu nüfus artışı ve fiziki değişim onu rahatsız eder, çocukluk ve gençlik yıllarına ait hatıralarının çoğunun kaybolması, değişime uğraması onu rahatsız etmiştir.
Onun için geçmişe dönmek mümkün değildir ve kapıya dayanan savaşın getireceği yıkımdan da bir hayli tedirgin ve rahatsızdır.
İnsanın, daha doğrusu büyük çoğunluğun rahat bir nefes almasını çok gören bir çark, düzen kahramanlık, üstünlük, had bildirme, tahakküm kurmanın meşruiyeti için kullanılacaktır.
O ise, bütün bunların saçmalığına inanmakta, savaşın getireceği yıkımı düşünmektedir.
Kitaptan bir bölüm,” Ama aslına bakarsanız onun neler hissettiğini biliyorum. İri yarı bir delikanlı, muhtemelen bankanın ragbi takımında. Kafası da çalışıyor. Ama işte burada, tanrısız bir banliyöde bir banka memuru olarak çalışıyor, buzlu camın arkasında oturmuş, deftere rakamlar yazıyor, para yığınlarını sayıyor ve müdüre yalakalık yapıyor. Hayatının burada çürüyüp gittiğini hissediyor. Ve bu sırada Avrupa'nın dört bir köşesinde koca koca olaylar oluyor. Siperlerin üzerinde top mermileri patlıyor, piyadeler duman bulutlar arasında dalga dalga hücuma geçiyor. Arkadaşlarının bazıları İspanya'da savaşıyor muhtemelen. Elbette o da yerinde duramıyor, savaşa katılmak istiyor. Onu nasıl suçlayabiliriz? Bir anlığına bu delikanlının benim oğlum olduğu gibi tuhaf bir hisse kapıldım - yaşla- rımız itibariyle olabilirdi de. Ve o kızgın Ağustos günü gazeteci çocuğun İNGİLTERE ALMANYA'YA SAVAŞ İLAN ETTİ diyen afişi asmasını ve bizim beyaz önlüklerimiz içinde kaldırımlara fırlayıp tezahürat yaptığımızı hatırladım.
‘Dinle, evlat’ dedim, ‘sen çok yanlış anlamışsın. 1914’te biz savaşın muhteşem olacağını düşünüyorduk. Eh, olmadı. Kanlı bir kargaşaydı yalnızca. Bir daha savaş çıkarsa sen uzak dur. Neden vücudunun kurşunlarla delik deşik olmasını istiyorsun ki? Karşına çıkacak kız için sakla onu. Savaşın sırf kahramanlık ve süvari hücumlarından ibaret olduğunu düşünüyorsun ama ben sana öyle olmadığını söylüyorum. Bugünlerde süngü hücumları düzenlenmiyor ve düzenlendiğinde de hiç senin hayal ettiğin gibi olmuyor. Kahraman gibi hissetmiyorsun. Tek düşündüğün üç gündür uyumadığın, leş gibi koktuğun, korkudan donunu edeceğin ve ellerinin tüfeği tutamayacak kadar üşüdüğü oluyor. Ama bunun da hiç önemi yok. Asıl önemli olan daha sonra olanlar.’
Hiçbir etkisi olmadı elbette. Sizin eski kafalı olduğumuzu düşünüyorlar yalnızca. Kerhane kapısında dikilip dini risale dağıtmaya çalışsanız daha iyi.” Shf:168
***Okundu

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.