YÜZBAŞININ KIZI
Yazar. : Aleksandr Puşkin
Yayınevi. : Can Yayınları
Türü. : Klasik Edebiyat/Roman
Çevirmen. : Hazal Yalın
Sahife. : 140
Eser yazarın en önemli eserlerinden.
Soylu ve asker bir ailenin oğlunun günlüklerinden esinlenerek yazılmıştır.
Pyotr Andreyeviç Grinyov'un görevli olarak gittiği Belagor Kalesinde yaşanan olayların anlatıldığı tarihi bir romandır.
1700’lü yılların anlatıldığı yıllarda Rusya'nın içerde yaşadığı olayların yanısıra Kazakların isyanına dair olaylarda anlatılmaktadır.
Kahramanımızın başından geçen olaylar yolculukla başlamaktadır.
Bu yolculuk esnasında ihtiyaç içinde olan Pugaçov'la yaşadığı ilginç olay kahramanımıza çok yardımcı olacak, sevgilisi Marya İvanovna'ya kavuşmasında ve Marya İvanovna'nın annesini ve babasını kaybettikten sonra bir papaz eşi sayesinde kurtulmasından sonra başına gelenler ve istemediği evliliğe zorlanmasını, bu zor durumdan kurtuluşunu ve tam kurtulduk dedikleri sırada Pyotr Andreyeviç Grinyov'un tutuklanması, sevdiğinden ayrılması ve Pugaçov ile olan ilişkisi üzerine ihanetle suçlanması ve idama mahkum edilmesi üzerine bunu imparatoriçeye anlatmak ve sevgilisini kurtarmak isteyen Marya İvanov'nanın çabalarını anlatmaktadır.
Romanda hem iyiliğin insanın karşısına çıkacağı düşüncesi, vatanseverlik, kahramanlığın anlatılmasını ve bir aşk hikayesini, her şeyin tam bitti denildiği, ümitlerin tükendiği denildiği anlarda yepyeni ümitlerin yeşerdiğini görüyoruz.
İyi bir kurgu ve edebi anlatımın varlığı okuyucunun sıkılmadan okumasını sağlıyor.
Kitaptan önemli gördüğüm ve İsyancı ve İmparatorluk idfiasında bulunan Pugaçov ve Pyatr Andreyeviç Grinyov'un arasında geçen bir bölümü paylaşıyorum.
“ ‘Beni dinle,’ dedi Pugaçov vahşi bir esin gelmiş gibi. ‘Çocukken bana ihtiyar bir Kalmık'ın anlattığı bir masalı anlatacağım sana. Bir gün kartal kargaya sormuş: Söylesene, karga kuşu, sen şu dünyada üç yüz sene nasıl olup da yaşıyorsun, ben hepsi topu otuz üç sene yaşarken? Şundan ki babacığım, diye cevap vermiş karga, sen taze kan içiyorsun, bense leşle besleniyorum. Kartal bir an düşünmüş: Madem öyle, ben de leş ile beslenmeyi deneyeyim. Peki. Kartal ve Karga uçmuşlar. Bir at leşi görmüşler, inip tünemişler. Karga gagalamaya, methiyeler düzmeye başlamış. Kartal bir gagalamış, iki gagalamış, kanatlarını çırpmış ve şöyle demiş Kargaya: Yok, Karga kardeş; üç yüz sene leşle beslenmektense bir defa olsun taze kan içmek evladır, sonrasını Tanrı bilir! Nasıl masal ama Kalmık'ın anlattığı?’
‘Sağlam masal,’ diye cevap verdim ona. ‘Amacinayet ve soygunla yaşamak bana göre leş gagalamak demek.’
Pugaçov şaşkınlıkla baktı bana. İkimiz de kendi düşüncelerimize gömülerek sustuk. Tatar mahzun bir türkü tutturdu; Savelyiç de sürücü yerinde sallanarak uyukluyordu. Kibitks cam gibi sürücü yerinde sallanarak uyuyordu…Ansızın Yaik'in sarp yamacında kazıktan çitleri ve çan kulesiyle küçük köyü gördüm; bir çeyrek saat sonra da Belagor Kalesi'ne girdik.” shf. 112
***Okundu