ATATÜRK’ÜN MİRASI

M.Şevket ALTINAYAR

Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ölümünün 75’inci yıldönümünde çeşitli etkinliklerle anıyoruz. 75 yıl önce aramızdan ayrılan ATATÜRK’ün yaptığı konuşmalar, tavsiyeleri, inkılapları, devrimleri günümüze kadar ulaşmış, bundan sonra da ulaşmaya devam edecektir.

Mustafa Kemal ATATÜRK, vatan-millet sevgisi, insanlara olan inancı, ileri görüşlülüğü, ilim, bilim ve sanata olan düşkünlüğü ile tartışmasız çağımızın en büyük ve görkemli lideri olarak anılmaya devam ediyor. O’nun olağanüstü zekası ve çabası tüm dünya tarafından araştırma konusu olmuş, ATATÜRK hakkında araştırmalar yapılmış, dünya liderleriyle karşılaştırılmış ve O'nun gibi bir liderin dünyaya gelmediği ortaya konulmuştur.

ATATÜRK'ün bizlere bıraktığı en büyük miraslar;

Hoşgörüdür..

Uzlaşmadır..

Birlik, beraberlik duygusudur..

Barış içinde yaşama arzusudur.

Farklı din, kültür veya mezhepten olabiliriz.

Hayata bakış açımız, inandıklarımız birbiri ile zıt olabilir.

Ancak unutulmamalıdır ki, hayatımıza yön veren, başımıza gelen olaylar değil, onlara bakış açımızdır.

Yaşantımız boyunca hayata bakış açımızı, inandıklarımızı savunmalı ama düşüncelerimize zıt olanları da hoşgörü içinde karşılamayı kendimize düstur edinmeliyiz. Hoşgörü içinde, uzlaşarak, birlik-beraberlik ve barış içinde yaşamak istiyorsak, inandıklarımıza zıt düşüncelere saygı duymayı öğrenmeliyiz.

* * *

BİR HOŞGÖRÜ HİKAYESİ

Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister.

O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görür.

Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır.

Hacı Bektaş Veli, ‘helal değildir’ diyerek kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi Dergahı’na gider ve aynı durumu Mevlana’ya anlatır.

Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder.

Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli’ye de anlattığını, ama O’nun bunu kabul etmediğini söyleyerek Mevlana’ya bunun sebebini sorar.

Mevlana şöyle der:

“Biz bir ‘karga’ isek, Hacı Bektas Veli bir ‘şahin’ gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz, ama O kabul etmeyebilir”

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş Dergahı’na gider ve Hacı Bektaş Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli’ye sorar.

Hacı Bektaş da şöyle der:

“Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir, ama O’nun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir”