ADALET VE BARIŞ

Mehmet KIZILASLAN

Bildiğiniz üzere Bir Eylül Dünya Barış Günü ve Adli yılın başlangıcı.

Dünya barış günü nün kabulüne bir bakalım önce,

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981’deki 57. birleşiminde, “Genel Kurul’un açılış günü olan her Eylül’ün üçüncü salı günü”nü “Uluslararası Barış Günü” ilan etmiştir. Yıllar sonra Genel Kurul'un 7 Eylül 2001 tarih ve A/RES/55/282 sayılı kararı ile 21 Eylül'ü Barış Günü olarak kabul edilmiştir.

Her 21 Eylül de, Birleşmiş Milletler Merkezi’ndeki “Barış Çanı” çalınıyor. Savaşlardaki insani kıyımın anısına, Japonya tarafından yaptırılan bu çan, dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladıkları bozuk paralarla üretildi. Çanın üzerine, “Çok Yaşa Mutlak Barış” yazısı kazındı.

Eskiden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Varşova Paktı üyesi ülkeler barış içinde bir dünya mücadelesi görevini hatırlatmak amacıyla, Hitler faşizminin 1939 yılında Polonya’yı işgal ederek ikinci dünya savaşını başlattığı tarih olan, 1 Eylül’ü “Dünya Barış Günü” olarak ilan etmiştir. SSCB’nin ve Varşova Paktı’nın dağılmasından sonra Varşova paktı ülkeleri 21 Eylül de Dünya Barış Günü kutlamaya başlamalarına rağmen 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak ülkemizde kutlamaya devam edilmektedir.

Bu ansiklopedik bilgilerden sonra gelelim Ülkemizde ki barışa, “Devletin üst kademesinde küslük olmaz” diyen bir eski Başbakanımız ve Cumhur başkanımız vardı onu hepiniz bilirsiniz. O Hoş görüsü geniş, zatı muhterem “Yollar yürümekle aşınmaz” diyerek sivil toplum örgütlerinin sokak eylemlerine oldukça hoş görülü bakmayı da öğretmiştir bizlere.

Bazılarınız “ne oldu sonunda darbe oldu diyorsunuz” Darbenin sebebi asla hoş görüden değildi. Cumhurbaşkanı olma sevdalısı, Bir Kenan çıktı ortaya. Genel Kurmay başkanıydı. Elinde her tür yetki olmasına rağmen, sokak eylemlerine silahlar servis etti. Daha sonra piyonları vasıtasıyla sokaklarda her gün 35 gencimiz onun sayesinde öldürüldü.

Bunu gerekçe gösteren ve “Şartların olgunlaşmasını bekledik diyen Kenan darbe yaptı. Sonra, Hanefi Avcı gibi işkenceci polisleri sayesinde kodeslerde her gün, Ellinin üzerinde gencimizi öldürttü.

Dünya barışından önce ülkede barışa ihtiyacımız vardır. Devletin üst kademelerindeki zatı muhteremlerin birbirlerine tahammülsüzlükleri şık değil. Dilim varmıyor içimden geçen kelimeyi söylemeye.

Gelişmiş ülkelerde Yasama “ Kanun yapıcı”, Yürütme “Hükümet”, Yargı “Yasaları uygulayıcı” Ayrı birer kuvvet merkezidir ve hiç birisi diğerinin alanına girmez.

Benim ülkemde bu iş biraz karıştı. Herkes kendi alanından başka her yerde, neredeyse ihtisas yapmaya çalışıyor. Üzülüyorum bu doğru değil.

Yasa yapıcının aynı, uygulayıcının aynı, yargılayıcının aynı güçler olması, adaletsizliği getirecektir. Hiç kimse kendisini yada liderini, gücün mutlak sahibi zannetmesin. Bu onunda partisinin de ve hatta ülkemizin de sonu olabilir.

Bu gün çok güçlü zannettiğiniz her kimse, gurup, yarın bu yanlış ve kanunsuz uygulamanın ve adaletsizliğin kurbanları olabilirler.

Daha açık konuşursam eğer. Hiçbir kimse, hukukun, adaletin ve yasaları ben yaptırıyorum nasıl olsa diye, yasaların üzerinde saymasın kendisini. Eğer bu durum başkaları tarafından yapıldığında ne kadar sakıncalı ise, adil olduğunu iddia edenler ve bu gün kendisini mutlak gücün yerine koymaya çalışanlar içinde sakıncalı ve doğru değildir.

Diğer yandan fikirler ne kadar uç noktalarda olurlarsa olsunlar, konuşulduğunda muhakkak orta yolu bulma şansımız vardır. Eğer kanunsuzca, susturulmaya çalışılırsa ve fikrin sahibi aşağılanırsa, işte o zaman o fikrin sahibini yeraltındaki mücadeleye çeken siz olursunuz. Bu da barışın ortadan kalkışının ilk adımıdır.

Değerli dostlarım yanlış yapanlara alkış tutmayınız. Bu sizin lideriniz, oda başkanlarınız  ve hatta sizleri işe koyan, yandaşınız, veli nimetiniz dahi olsa. Kaldı ki “Veli nimet Allahtan başkası olamaz.”

Adalet olmadan barış olamaz. Barış olmadığında huzur kalmaz, huzursuz ortamlar tüm birlikteliklerin düşmanıdır, buna Devletin bekası da dahil. Saygılarım adil ve adaletli olup, kanunlara nizamlara saygılı olanlaradır. Çünkü onlar barışın teminatıdırlar. Diğerleri toplumun gizli düşmanlarıdırlar.