BELEDİYELERDEN NASIL ZENGİN OLUNUR? (1)

Mehmet KIZILASLAN

Bu yazımı okuduğunuzda, çevrenizde bu şekilde zengin olan, olmaya devam eden, anlattıklarıma benzeyen, onlarca vatandaş göreceksiniz.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bu yazımda onların hiç birisini kastetmedim. İma etmedim. Onları anlatmadım. Ayrıca onların hiç birisini de tanımıyorum, tanımak istemiyorum.

Okuduklarınız, benim hayal ürünümdür. Sadece varsayımlarımdır. Benzeşmeler, örtüşmeler, tesadüflerin sonucudur. Biz ona tevafuk diyoruz, siz ne derseniz bilemem. Sizlerde istediğinizi söyleyebilirsiniz.

Seçimlerden önce, ekonomisi tek başına seçim masraflarını karşılamaya müsait olmayan, trendi yükselmeye münasip, adı hiçbir yolsuzluğa karışmamış, dürüst, namuslu, efendi, çalışkan, iş başarmaya müsait bir arkadaşınızı öne çıkarır, onu aday belirlersiniz.

Daha sonra seçim masraflarını karşılamak için bir fon oluşturursunuz. Tüm diğer arkadaşlarınıza ‘Pamuk eller cebe’ diye bu fona para akışını sağlarsınız.

O fona, para kazanmak ve zenginliğine zenginlik katmak isteyen, her şahıs gücü nispetinde ve karşılığını almaya düşündüğü oranda para koyar. Fon tamam, para tamam seçim çalışmalarına başlarsınız.

Vitrine yakışırsanız, Belediye Meclisi listesinde yer alırsınız. Şaibeleriniz varsa, perde arkasına bir yerlere saklanır, zula da ki listede yer alırsınız. Allah da yardımcınız olur, ön sıralarda ve listelerde olanların temizliği yüzü suyu hürmetine, seçimleri alırsınız.

Seçimi ekibiniz ile birlikte sadece siz kazanmışsınızdır.

Onların dürüst olanları mesuliyetlerini bildikleri için, korkunç bir yükün altına girdiklerinin, rahatsızlığını, endişelerini ve korkularını yüreklerinde yaşamaya başlarlar.

Siz ise belediyeyi ele geçirmiş olmanın sevinciyle, hangi komisyonlarda ne işler bitireceğinizin telaşına kapılarak sevincinizi yaşarsınız.

Yatırdığınız paranın kaç katını, hangi ihaleden, hangi imar değişikliğinden, hangi hizmetin karşılığında, hangi yan şirketiniz aracılığı ile nasıl geri alabilirim düşüncesine dalarsınız.

Size yatırdıklarınızın karşılığını, en kolay imar komisyonlarına girerek ya da imar komisyonuna giren yakınlarınızdan birilerini kafese alarak işe başlamak uygundur.

Eğer bu iş birliği yaptığınız imar müdürü olursa işiniz daha kolay olur. Bir de Şehir Plancısı’nı da çembere sokarsanız, ortada yatırdıklarınızı kat be kat almanız için hiçbir engel kalmamış olur. Daha ötesi, şehir planında yapılacak değişiklikler için Şehir Plancısı’nın mührünü kaşesini, İmar Müdürü’nün çekmecesine alabilirseniz, işiniz ballı börek olur.

Her yaptığınız değişiklikte her imara açtığınız bölgede şehir plancısını işini İmar Müdürü üstlenir. O’nun mührünü bastıkça, Şehir Plancısı da faturayı ketsimi, usulsüzlük ortadan kalktığı için, kitabına uygun bir para akışı sağlanır.

Plancı parasını kasasına indirir. Değişiklik imarda onaylanır. Aldığınız, ucuza kapattığınız yerler, imara açılmış olur. Tarlalarınız arsa olur.

Arsanızın önünde, 50 metrekare yeşil alan varsa, siz bu yeşil alanı, arkaya kaldırırsınız. 50 yerine, 150 metrekare arkadan bir yeşil alan ayırırsınız. Burada da usulsüzlük yoktur. 50 yerine, 150 metrekare yer ayırdığınızdan dolayı fedakârlık bile yapmış olursunuz.

Oradaki kat yüksekliğini 3 kattan, 5 kata çıkartırsınız, ortağınız değil mi işinizi yapsınlar?

Seçimde harcadığınız paraların en az 10 katı sadece bir işte kasalarınıza girmeye başlar. Bu arada kazandığınız her paradan yine, bir dahaki seçimde harcamak için fona para aktarmaya da devam ederseniz. Sistem kurulmuş olur ve devamı sağlanır.

Her yeni işte cesaretiniz, pervasızlıklarınız artarak devam eder. İşlerinizdeki bu haramzadeliği millet görmediği için, siz paralarınızı ayakkabı kutuları yerine, yeni tarlalar kapatarak, onları anlattığım düzen içinde, imara açarak, rant alanlarınızı çoğaltırsınız.

Başta söylediğim gibi okuyucularım.

Kimseyi suçlamıyorum.

Sadece para kazanma ve zengin olmanın yollarını gösteriyorum.

Devam edecek.

Saygılarımla…