Ali İhsan Dilmen

Ali İhsan Dilmen

KENDİNE AİT BİR ODA

KENDİNE AİT BİR ODA

Yazar. :Virginia Woolf
Yayınevi. :Karbon Kitaplar
Türü. :Edebiyat/Deneme
Çevirmen. :Nurgül Polat

İngiliz asıllı feminist yazarın kadınlar üzerine yaptığı bir konuşmanın yazıya dökülmüş, kitaba dönüştürülmüş halinin tezahürü ile ortaya çıkan, hacmi küçük ama insanlık ve özellikle hemcinsleri kadınlar için ortaya konmuş ve klasikleşmiş bir eser, Kendine Ait Bir Oda kitabı..
Kitabı okurken yazarın hayatında önemli yeri olduğunu gördüğümüz halasından miras kalan yıllık beşyüz sterlinin kendisine sağladığı imkanın önemini görmemek mümkün değil.
Yaşadığı dönemin kadınlara yüklediği anlam, kadınlara verdiği bireysel ve toplumsal rolün, kadına çizdiği sınırlardan, bu sınırların doğurduğu eşitsizliklerden duyduğu rahatsızlığın zihin ve duygu dünyasında yarattığı huzursuzluk ve arayışın sonuçlarının, teferruatlı bir şekilde ele alındığı bu deneme, kadın hareketlerinde önemli bir yere sahip.
Doğrusu bu deneme de dile getirilen eşitsizlikler, kısmen sessizlikle gerçekleşen kabullenişler için ortaya konan çözümler, mücadelenin gerekliliğine dair gösterilen çabalar; hem kadınlar, hem erkekler, hem bugün, hem yarınlarımızın şekillenmesinde insanlık ailesinin diğer yarısını temsil eden kadınların; duygu, düşünce ve hayat pratiklerinin doğrudan ve geleneğin çizdiği sınırları aşarak hayatın bugüne ve geleceğe dair zenginleşme imkanlarının ortaya çıkarılmasına, eksik kalan tarafın tamamlanmasına büyük katkıları olmuştur.
Hayat dediğimiz ve yaşanarak ortaya çıkan, vücut bulan değerler, elbette sadece erkeklerden ibaret değil.
İnsan dediğimizde nihayetinde iki varlıktan söz ediyoruz.
Kadın ve erkek.
Öncesi ve sonrası, küçüklük, ergenlik, gençlik, orta yaş ve yaşlılık dönemlerinin her bir evresinde insanın duygu durumları, biyolojik dürtüleri, zihni faaliyetleri ve ortak yönleri olmasına rağmen cinsiyetlerine, yaşam evrelerine, duygu durumlarına, sahip oldukları bilgi ve ortaya koyacakları veya koydukları tavırlara, pratiklere göre değişiklik arzetmektedir.
Dönemlere, zihni birikimlere göre farklılık; zenginlik yahut yoksunluk içeren bu durumdan daha fazlası, elbette cinsiyete göre de farklılık arz edecektir.
Bir cinsin; bilgi, birikim ve en önemlisi duygularını hayatın kısıtlı bir alanına hapsetmek, onu sınırlandırmak bazı şeylerin baskılanması, hayata katılmasını engellemektir ve bu yapıldığında cezalandırılan sadece o cinsiyette olanlar değildir.
Yapılan baskılamalar, doğrudan toplumun tamamını kapsamaktadır.
Yazar, kitapta bunu anlatmaya, kadının kendini ifade edebilmesi için, Kendine Ait Bir Oda'ya sahip olması gerektiğini, kadınların bunu yapmak için inisiyatif almasını, hayatın her alanına katkı sunmasını ve bunun içinde hayatın imkanlarından eşit bir şekilde yararlanması, kısacası kendi ayakları üstünde duracak, hayatını sürdürecek, yaşadığı yere katkı sunacak, olan ve olacak olanlara;rengini, tadını, kokusunu verecek, zenginlik katacak şekilde donanımlı ve irade sahibi olmasının gerekliliğini vurgulamaktadır.
Bu ne bir isyandır, ne de gelenek, içinde yaşadığı kültür tarafından çizilen sınırları kabullenmektir.
Bu doğrudan bütün yetenekleri ve imkanlarıyla hayata katılma çağrısıdır.
Kitaptan bir bölümle devam edelim.
“Cinsiyetlerin, yazarlık noktasında bile, yetenekleri kıyaslanıp bu konuda bir fikir bile sunulmadı, diyebilirsiniz. Bu kasıtlı olarak böyle yapıldı, çünkü şu anda kadınların ne kadar parası ve kaç tane odasının olduğu, onların ne kadar yetenekli olduğu konusunda kuramlar geliştirmekten çok daha önemlidir. Ayrıca böyle bir değerlendirmenin yeri ve zamanı gelmiş olsaydı dahi yorum yapamazdım. Çünkü gerek zihinsel gerekse kişilik açısından hiçbir yeteneğin şeker ya da tereyağı gibi tartılamayacağını düşünüyorum. İnsanları sınıflara ayırıp başlarına kepler, isimlerinin sonuna da bazı harfler yapıştırmakta usta olan Cambiridge'de bile yapılamaz böyle bir şey.Whitaker'in Almanak'ındaki öncelikler listesinin bile değerlerin kesin bir sıralamasını yansıttığını ya da yüksek şovalye nişanına sahip birisinin yemek salonuna en son, akıl hastalarının mallarını idare eden vesayet memurunun arkasından, girmesi gerektiğini düşünmek için akla yatkın bir neden olduğuna inanmıyorum. Bütün bu bir cinsiyeti diğerleriyle, bir niteliği başka bir nitelikle yarıştırma; bütün bu üstünlük iddiaları ve karşıdakini daha aşağı olmakla itham etmeler insanın ilkokul çağına ait şeylerdir ki o dönemde bir tarafın diğerini yenmesi gerekir ve en önemlisi de kürsüye çıkıp okul müdürünün elinden ziyadesiyle süslü olan kupayı almaktır. İnsanlar olgunlaştıkça taraflara, okul müdürlerine ya da süslü kupalara inanmayı bırakırlar. Kitapların söz konusu olduğu herhangi bir durumda, üzerinde değerler yazan etiketleri hiç çıkmayacak biçimde yapıştırmak hem kötü hem de zordur. Güncel edebiyat eleştirileri böyle bir kanıya varmanın zorluğunu aralıksız olarak ispatlamıyor mu? Aynı kitaba hem “ bu harika bir kitap” hem de “şu beş para etmez kitap” diye hitap edilebiliyor. Övgü de yergi de anlamsız kalıyor. Hayır, ölçme işi vaktinizi hoşça geçirebileceğiniz, zevk alabileceğiniz bir uğraş olsa da yapılabilecek işlerin en yararsızıdır ve ölçenlerin hükümlerini kabullenmek de en gurursuz iştir.”shf.133-134
***Okundu

whatsapp-image-2026-05-03-at-13-18-29.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali İhsan Dilmen Arşivi