Eugenie Grandet
EUGENIE GRANDET
Yazar. :Honore De BALZAC
Yayınevi. :T.İş.Bank. Kültür Yayınları
Türü. :Klasik Edebiyat/Roman
Çevirmen. :Volkan Yalçıntoklu
Edebiyata meraklı okurlar ve edebiyat dünyasıyla ilgili insanlarımız tarafından Vadideki Zambak romanıyla bilinen yazar Balzac, bu klasik eserinde, cimri bir babanın ailesi, yakınları ve çevresiyle olan ilişkilerinin hikayesini anlatır.
Romanda bu kadar da olmaz dedirten cimrilik örneklerine tanıklık ediyoruz.
Bir kişinin cimriliği ancak bu kadar olur dedirten bir cimrilik hikayesi..
Romanın kahramanı Eugenie Grandet: cimri babası, müşfik annesi ve hizmetçileri Nanon ile birlikte taşrada malikanelerinde yaşamaktadır.
Romanın geçtiği yer ve malikane hakkında dikkat çekici, edebi tasvirler okuru etkileyecek düzeyde güzel bir üslup ile kaleme alınmış..
Bir gün yeğen Charles amcasının malikanesine misafir olarak gelir ve buradayken babası Guillaume Grandet'en amcasına Paris'ten bir mektup gelir ve mektupta iflas ettiğini ve borçlarını ödemesinin mümkün olmadığı için intihar edeceğini bildirir ve amca Grandet, zor olsada yeğenine babasının intihar haberini verir.
Yeğen, yengesi, kuzeni Eugenıe Grandet ve hizmetçi Nanon bu acı haberle sarsılır.
Charles burada geleceği üzerine planlar yapar.
Burada sürekli kalması mümkün değildir, çünkü amcasının cimriliği hane halkı için zulüm düzeyindedir.
Charles kendisine ayrılan bir odada uyurken masanın üzerinde arkadaşına yazdığı ve ondan gelen olmak üzere iki afet mektubu Eugenıe okur ve kuzeni hakkında bazı bilgilerden haberdar olur.
Bu mektuplar sevgili ve bir arkadaşına yazılmıştır.
Mektuplarda babasının intiharından sonra yapmak zorunda kaldığı durumu ve babasından kalan borçlardan kurtulmak için yaptığı plan vardır.
Ancak, maddi imkanlarının yetersizliği, yapmak istediği seyahat ve ülkeyi terk planının zorluğunu içermekte, ayrıca bir arkadaşından yapmasını istedikleri, bunun için temin edeceği paranın miktarı ve o miktarla borçlarını ödemesini istemektedir.
Mektuplardan edindiği bilgiye Eugenıe, kuzenine seyahat için gerekli olan parayı kendisine ait birikimlerini vererek temin eder.
Bu arada ikisi arasında duygusal yakınlık da başlar, ama bu imkansız bir aşktır.
Eugenıe, bu imkansız aşkın bedelini ağır bir şekilde fakat gönüllü olarak öder.
Hatta verdiği paralar için cimri babası tarafından katıksız ekmek ve oda hapsiyle cezalandırılır.
Bütün bunlara rağmen o geri adım atmaz.
Bu arada annesi hasta olur ve hastalık ölümcül olduğu için annesinden kalacak mirastan doğacak vergiler ve mülkün bölünmesinden endişelenen baba kendisinin işlerini takip eden noter dostunun uyarı ve telkinleriyle kızıyla barışarak bu sorunu maliyetsiz aşmaya çalışır ve sonunda amacına ulaşır, kızından mülkün bölünmemesi hakkında gerekli imzaları alır, sermayesini korur ve büyütmeye devam eder.
Ama olması gereken olmuştur ve nihayetinde o cimri baba da ölmüş ve bütün mülk Eugenıe kalmıştır.
Bu arada kuzen Charles de başta Hindistan olmak üzere gittiği ülkelerde zengin olmayı başarır, insan ticaretine kadar uzanan faaliyetlerde bulunur.
Paris'e döner ve soylu bir ailenin kızıyla evlenmek, kendisinin statüsünü yükseltecek evlilik planları yapar.
Düşündüğü evlilik konusunda çıkabilecek engellerin başında iflas eden babasının borçları gelmektedir.
Eugenıe tarafından noter huzurunda borç ödemeleri faiziyle birlikte yapılır.
Borçların ödenmesi Charles'in gelecek planlarında yer alan evlilik sürecinde önüne çıkabilecek ihtimalin ortadan kalkmasını sağlar.
Ve bu durumun rahatlığı içinde planları arasında Eugenıe'nin olmadığını uygun bir dille mektup yazarak bildirir.
Eugenıe Grandet bu acıya rağmen hayatını ve cimri babasının aksine servetiyle hayır için harcamalar yapan hayırsever biri olarak yaşar, kiliseye yüksek miktarda yardımlarda bulunur.
Bütün bunlara rağmen kahramanımız aşkını, acısını yüreğine gömer ve yaşamı için yeni anlam bulmaya çalışır.
Tercih etmek istediği münzevi hayatın yanlışlığına dair tanıdığı bir başrahip ona hayatı hakkında yepyeni tercihte bulunması için evlenmesi yönünde telkinde bulunur.
Sonrasını okur elbette kitabı okuduğunda görecektir.
Eser, ilk kez 1834 yılında “Taşra Yaşamından Sahneler” adıyla yayınlanır.
Eserden kahramanımızın hayatına dair bir bölümle devam edelim.
“Otuz yaşına gelen Eugenıe hayatın mutluluklarından hiçbirini tatmamıştı. Silik ve hüzünlü çocukluğu, kıymeti bilinmemiş, incinmiş yüreği hep ıstırap çekmiş bir annenin yanında geçmişti. Hayatı neşeyle terk eden annesi onun yaşamaya devam edeceğine üzülmüş, ruhuna hafif bir vicdan azabı ve sonsuz pişmanlıklar bırakmıştı. Eugenıe'nin ilk ve tek aşkı ona göre melankolinin ifadesiydi. Sevgilisini birkaç günlüğüne şöyle böyle gördükten sonra kaçamak verilmiş ve kabul edilmiş iki öpücük arasında yüreğini emanet etmişti. Ardından Charles aralarına tüm dünyayı bırakarak gitmişti. Babası tarafından lanetlenmiş, neredeyse annesinin ölümüne yol açmış bu aşk ona silik umutlarla iç içe geçmiş kederlerden başka bir şey vermiyordu. Takviye edemediği gücünü iyice yitirirken mutluluğa doğru atılmıştı. Maddi yaşamda olduğu kadar manevi yaşamda da bir içe çekme ve dışa verme vardır: Evet, ruh başka ruhun duygularını içine çekme, onları özümleme ve daha zenginleşmiş bir halde geri verme ihtiyacı duyar. Bu güzel insani olgu yoksa yürek canlılığını kaybeder, havasız kalır, acı çeker, yok olmaya yönelir. Eugenıe ıstırap çekmeye başlıyordu. Ona göre servet sahibi olmak bir güç ya da teselli kaynağı değildi. Sadece aşkla, dindarlığıyla ve geleceğe olan inancıyla var olabilirdi. Aşk onun için sonsuzluk anlamına geliyordu. Yüreği ve İncil ona beklemesi iki dünyaya işaret ediyordu. Gece gündüz belki de kendisi için aynı anlamı taşıyan iki sonsuz düşünceye dalıyor, severek ve sevildiğini sanarak içine kapanıyordu….
shf.169-170
***Okundu


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.