Başkaldırı ve Uyum
BAŞKALDIRI VE UYUM
(TÜRK MUHAFAZAKARLIĞI VE NURETTİN TOPÇU)
Yazar. :Baran DURAL
Yayınevi. :Biharf yayınları
Türü. :Araştırma Düşünce
Yazar, Türk muhafazakarlığını anlamlandırma, temel değerlerini tanımlama ve biçimlendirme konusunda birbirlerinden farklı kişilerin, aralarında yaşanan görüş ayrılıkları ve sebepleri hakkında hayli kapsamlı, ayrıntılı bir çalışmayı üç bölüm halinde kaleme almış.
Modernizmin yükselişinin Osmanlının çöküş döneminde yarattığı kaosun etkilerini, Osmanlı aydınların zihin dünyasında da görüyoruz.
Aydınların her biri adeta dünyada yaşanan değişimin etkilerinden kurtulmak için çareler arama telaşında..
Bu telaş sadece “Batıcı” aydınlarda yok.
Onlarda var olan telaş ise, Batı değerlerini topluma giydirmeye dair, onlar modern değerleri ne kadar anladılar o ayrı bir konu ama, en azından modernlik, yaşam tarzı bakımından toplumun hazır hale getirilmesi 4 hem fikirler ve düne ait her ne varsa onlar geri 4 44 olarak görülmekte..
Muhafazakar aydınlar ise, kendi aralarında farklılık göstermekle 3, he3r biri toplum ve devlet için ayrı kurtuluş reçetesi yazma telaşında..
Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muassırlaşmak bu dönemin doğurduğ44çokçoku arayışlar..
Aralarında kimler yok ki; Mehmet Akif, Hilmi Ziya Ülken, Ziya Gökalp, Remzi Oğuz Arık, Hüseyin Avni Ulaş, Yahya Kemal, Peyami Safa, Mümtaz Turhan, Orhan Türkdoğan, S.Ahmet Arvasi. Erol Güngör, Necip Fazıl, elbette H.Nihal Atsız ve kitapta özel olarak incelenen Nurettin Topçu…
Kitabın birinci bölümünde, Batıda ve Türkiye'de Muhafazakarlık araştırma ve inceleme konusu işlenmiş.
İkinci Bölümde,Nurettin Topçu'nun çocukluk ve gençlik yılları, özellikle okumaya gittiği Fransa'da fikri olarak beslendiği ve etkilendiği Blondel, Bergson ve diğer ruhçu aydınlar.
Bu bölümde Topçu'nun dine, siyasete, sosyolojiye, millet kavramına bakışı hakkında bilgi sahibi oluyoruz.
Üçüncü Bölümde ise siyasete bakışı, toplum tasavvuru, devlet anlayışı ve bu çerçevede dine, dindarlara getirdiği eleştiriler, siyasete karşı katı tutumu, muhafazakar ve özellikle Milliyetçilik, İslamcılık, cemaatçilik ve cemiyetçilik üzerine ileri sürdüğü tezler, bu tezler üzerinden yaptığı tartışmalar, yazıları geniş bir şekilde incelenmiş, zaman zaman onun hakkında özel çalışmalar yapan akademisyen S.Seyfi Öğün'ün haklı olarak ileri sürdüğü fikri çelişkileri hakkında bilgilere yer verilmiş..
Topçu'nun “Müslüman Anadolu Sosyalizmi” hakkında ileri sürdüğü tezler, devlet konusunda beslendiği Antik Yunan Filozoflarından Platon ve gençlik yıllarından itibaren büyük hayranlık duyduğu Hitler ve Mussolini’den esinlenerek oluşturduğu totaliter devlet anlayışı, demokrasiye bakışı kafalarının karışıklığı hakkında oldukça tatmin edici bilgi içeriyor.
Aslında, yer yer ifade edilen bu kafa karışıklığı sadece Topçu'nun yaşadığı çelişki değildir.
Bu çelişki Türk Muhafakarlarının geçmişten günümüze yaşadığı temel çelişkilere işaret etmektedir.
Kafa karışıklığının sebebi dünyayı kasıp kavuran Modernizmdir.
Batı modernizmin ürettiği türbülans sonrası kurucu değerler üzerinden muhafazakarlığı yeni dönemin kurucu değeri yapmayı başarmıştır.
Doğu ve Osmanlı yönetimleri buna çözüm üretememiş, devlet savaş sonrası Batıcı değerler üzerine yeniden kurulmuştur.
Bu süreçte sadece seküler milliyetçilik kurucu değer olarak kısmen yer bulabilmiştir.
Bu süreçte bir çok muhafazakar aydın kurucu kadronun dışında tutulmuştur.
Öyle ki, genç cumhuriyete İstiklal Marşını yazan M.Akif bile bu kadronun dışında tutulmuştur.
Nurettin Topçu’nun fikrinde önemli yer tutan “Millet Miskinleri” adlandırması arasında ahlaki yönüyle ön plana çıka M.Akif..
Topçu'nun fikir dünyasında Millet miskinleri önemli fonksiyona sahiptir.
İslam'ın tasavvufi yorumu şeriata dayalı formel/biçimlere dayalı yorumundan çok daha fazla önem içermektedir..
Türk Muhafazakarlığında milliyetçilik ve İslamcılık birbirine girmiş, iç içe geçmiş vaziyettedir.
Nurettin Topçu'da Turancılık ise hayal dünyasında dahi yeri olmayan bir düşüncedir.
O, millet kavramını tarif ederken Turancıların aksine Anadolu'da yaşayan toplulukları esas almaktadır.
Elbette ortak kültür, ortak geçmişin ürettiği değerler ve Anadolu müslümanlığını doğuran İslam belirleyici ana unsurdur..
1071’den bugüne Türklerin egemenliğinde bu topraklar islamla yoğrulmuş, sahip olunan inanç ortak değerler, pratikler üretmiş, etnik anlamda ayrımcılık yaşanmamış, Anadolu’da ortak bir medeniyet kurulmuştur.
Topçu, Kemalist inkılaplara karşı oldukça öfkelidir.
Toplumun geçmişine, kültürüne, beklentilerine göre hareket edilmemiş, istiklalini direnerek elde etmiş bir millet, ittihatçı dayatmalarla mecliste susturulmuş, istiklal mücadelesi milletin isteğinin aksi istikamette bir yön verilmiştir.
Bu tercihe bağlı olarak, millet ve devlet kavgasının fitili ateşlenmiş, kavga içten içe devam ederek kimi zaman gizli, kimi zaman aşikar bir halde sürdürülmektedir.
Bu süreçte, kimi muhafazakarların var olan değişime ve kadrolarıyla “Çekinceli ittifak” ittifak kurduklarını tespit eden yazar, bu ittifakın kimi muhafazakarlar için egemen güç karşısında koruyucu kalkan oluşturduğunu ve zaman zaman gizlenmelerine vesile olduğunu ifade etmektedir.
Yazar kitapta yaşanan çelişkileri ve mücadeleyle birlikte muhafazakarların kafa karışıklığını kaleme almakta oldukça objektif ve tarafsız bir gözle inceleme yapmış..
Okurlar kitabı okuduğunda, yakın tarih ve günümüze yansıyan, hatta varlığı ile toplumu ayrıştıran yaklaşımlara sebep olan zihniyetlerin arka planları hakkında doyurucu bilgiye sahip olacaktır.
Kitabın sonuç kısmından bir bölüm:
“Genel olarak Türk Muhafazakarlığı, ‘çok renkli bir bulamaç’ görüntüsü veriyor. İslamcılıktan Milliyetçiliğe, klasik muhafazakar düşünceden dar/şabloncu tutuculuğa kadar sağ görüşün içinde yuvalanmış pek çok isim muhafazakar şemsiyesi altında birleşebiliyor ve zaman zaman kimi düşünürlerin nasıl adlandırılması gerektiği, ‘ulaşıldıkça ulaşılmaz’ olan bir muamma haline gelebiliyor. Türkiye'nin düşünsel tarihi üzerine eser veren farklı araştırmacıların aynı düşünür hakkında, birbirini çok fazla da tutmayan en az on farklı açıklama getirmeleri, kimi düşünürleri milliyetçilik, muhafazakarlık ve İslamcılık akımlarının hepsine yerleştirebilmeleri, mevcut kafa karışıklığını daha da artırıyor. Sanki Batı'dakinin aksine, muhafazakarlığın Türkiye'de, bilimsel bir tarif yapmayı kolaylaştırıcı bir tasnif öğesi olması beklenirken, bilimsel tarif ve analizleri kadük bıraktıracak bir işlev gördüğü anlaşılıyor.
Tabi tezin genelinde muhafazakarlığın Batı ve Doğu'da sağın tüm renklerini kolaylıkla buluşturan bir şemsiye ya da paratoner gördüğü de belirtildi. Batı'da sağın pek çok rengi muhafazakarlık şemsiyesi altında ortak, belirli bir ideolojik ve sınıfsal duruş oluştururken aynı işlevsellik Türk Muhafazakarlığı için geçerli kılınamıyor. Üstelik yerli muhafazakar söylemde pek çok açıdan yanyana getirilmesi mümkün olmayan aydını ‘anadamar yaklaşımı’ çerçevesinde kuşatabiliyor. Söz konusu anadamar Türk Muhafazakkarlığı kavramı, araştırmacıya muhafazakar düşünürler- Kemalizm/Modernizm ilişkisi dışında çok fazla bir açılım sağlamıyor. Bu yönüyle Türk muhafazakarlığı açıklık ve bilimsellikle pek fazla bağdaşmayan, bir kamuflaj ya da sis perdesi gibi çalışıyor.”
***Okundu.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.