Derya Deniz Dinç

Derya Deniz Dinç

İnsan insanın yurdu olunca

İnsan insanın yurdu olunca

İNSAN, İNSANIN YURDU OLUNCA…

Sokakların bencil bir uğultuyla çalkandığı, herkesin sadece kendi varlığını büyütmeye çalıştığı bir nizamın içinden geçiliyor. Kalabalıkların arasında adımlar sıklaştıkça, yüzlerdeki buz gibi edayla karşılaşıldıkça, insanın insana kurşun gibi ağır geldiği hissedilir. Yeryüzü, sanki herkesi bir diğerinin omzuna basarak yükselmeye zorlayan, yavaş olanı geride kalmakla suçlayıp sahnenin kenarına iten yırtıcı bir alana dönüştü. Birbirini sadece bir rakip ya da aşılması gereken birer engel gibi gören bu bencil çarkta, eski zamanların şefkatli, merhametli ve dürüst düzeni her geçen gün biraz daha uzağa düşüyor. "İnsan insanın kurduydu" diyen hüküm, yüzlere takılan eğreti maskelerin ardında, sokağın sabırsız ayazında her sabah yeniden üretiliyor.

Lakin tam bu bozgunun, yırtıcı kuşatmanın ortasında, bilindik ezberleri yerle bir edecek bükülmez bir itiraz yükselir kalbin en kuytu köşesinden. İnsanın, insanın kurdu değil, bilakis var olabileceği en dürüst, en emin yurdu olmalıdır. Vahşetin ve sahteliğin her köşe başını tuttuğu bu çağda, insanın sadece suskun bir duruşla, yargılamayan bilge şefkatle kapılarını açması; dünya gurbetinde bulunabilecek en hakiki esenliktir. Bir kalbe yorulmadan yerleşebilmek, bir bakışın hilesiz sıcaklığında dinlenebileceğini bilmek, koca bir memleketin toprağına ayak basmaktan çok daha sahicidir. Birbirinin canını yakan yırtıcıya dönüşmeyi reddetmek; bencil kuşatmalara inat, kahvenin dumanı tüten buğusunda, hilesiz bir sohbette güvenli yurdu yeniden inşa etmektir.

Bu bağ kurma arzusu, insan kalmanın hiçbir fayda getirmeyeceğini fısıldayan yalanların karşısında onurlu ve aktif bir direniştir. Etraftaki her şey sahte pırıltıların mülkiyetçiliğiyle çürürken, yaralı insanın yarasına merhem olmayı, onun eksikliklerini kendi kırıklarıyla sarmalamayı seçmek, karanlığı kendi sessizliğinde boğmaktır. Bu, bir makamın ya da gücün ardına gizlenmek yerine, zayıf düşenlerin başı üzerinde koca bir çınar olabilme asaletidir.

Kendi ömrünü bu yola adamış, çocukların gözlerindeki saf neşeyi korumak için sınıfların tozunu solumuş bir tecrübeyle bakıldığında, asıl erdemin cehaletin karanlığına karşı titrek de olsa bir mum yakabilmek olduğu aşikârdır. Bilinçli ve sistematik bir şekilde bir tekdüzeliğe, bir duygu cahilliğine sürgüne gönderilen yeryüzünde, kötülüklerin asıl kaynağını kurutmak insan olmanın ilk elzem adımıdır. Belki hayat boyu katı ve dik başlı cahilin yenildiği görülemez ama cehaletin; dürüst bir kelime ya da bilgece bir dokunuş karşısında usulca eriyip yenilebileceği çok iyi bilinir. Bir kişinin kalbinde yakılan bilginin ışığı, yanındakinin kandilini tutuşturur ve nihayetinde bencil yırtıcılık, yerini birbirinin hikâyesine rıza gösteren gönüllü kabule bırakır.

Zorluklar, yorucu yokuşlar ve yüzleşmek zorunda kalınacak bozgunlar elbet olacaktır. Fakat insanın içindeki temiz iyilik tohumu, her türlü betonu çatlatıp yeniden çiçek açtıracak güce sahiptir. Sahteliklerden sıyrılıp, göz göze gelinen derin kelimelerin sayısı artırıldığında, asıl köklere yeniden bağlanılır. Bu hayatta elinden gelenin en iyisini yanlış topraklarda harcayan esirler olmaktan çıkıp, sadece varlığıyla bile birbirine memleket olabilmeyi öğrenmek esastır. Karşısındakini bir mülk gibi sahiplenmeden, geçmişindeki tüm kırık dökük odaları bilerek kalbe dokunulabildiğinde, insan insanın kurdu olmaktan kurtulur ve en güvenli, en insancıl yurduna dönüşür. Çevremizdeki her olumsuzluğa rağmen iyi kalma eylemini seçen her insan, bu gök kubbede makinelerin asla taklit edemeyeceği canlı, taze ve dürüst bir ses bırakacaktır.

Umut, teslim olunacak bir çaresizlik değil; her şeye rağmen yürünecek onurlu yolun kendisidir.

Aşk ile eyvallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Derya Deniz Dinç Arşivi