Kötülük
KÖTÜLÜK
Yazar. :Luke RUSSELL
Yayınevi. :T.İş.Bank. Kültür Yay.
Alanı. :Felsefe/Düşünce
Çevirmen. :Bülent O. Doğan
Geçmişten günümüze felsefeciler ve ilahiyatçılar kötülük kavramı, mahiyeti, nedenleri üzerinde bir hayli çalışma ortaya koymuşlar, kötülük probleminin doğurduğu sonuçları engellemenin ötesinde onu tanımlamaya gayret etmişlerdir.
Mutlak yaratıcıyı kötülük konusunda sorgulamışlar, insanlardan bir kısmı kötülüğe engel olmadığı için Tanrıyı suçlamış ve hatta bunca kötülük varken bahsedildiği gibi bir Tanrının olmadığını ileri sürecek boyutlarda itiraz etmişlerdir.
İnsanların zihni kötülük hakkında hayli bulanık vaziyette..
Gerçekten kötülük problemi nedir?
Kötü kimdir?
Kötülüğe yatkınlık doğuştan gelen bir özellik midir?
Yoksa, kötülük içinde yaşadığımız toplumdan süreç içinde öğrendiğimiz, kendimizi ayrıcalıklı görme, farklı görünme, korkulan biri olma arzumuzun neticesinde öğrendiğimiz davranış biçimi midir?
Kötüler ıslah edilebilir mi?
Ceza ve haklardan mahrumiyet bunun için mi var?
Kötülüğün olmadığı bir dünya mümkün müdür?
İnsan kötülükten zevk alabilir mi?
Sadistçe kötülük yapma ve zevk almak nasıl bir duygusal tatminin ürünüdür?
Bireysel ve toplumsal olarak kötüden ve kötülükten korunmak nasıl mümkün olur?
Hukuk, kötülüğü nasıl tanımlamalı?
Kötülüğün sınırları nerede başlar ve nerede biter?
İstemsiz bir şekilde sebep olduğumuz ve kötü sonuçlar doğuran, muhatabında duygusal, fiziki ve maddi zararlara sebep olan davranışlarımız kötülük olarak değerlendirilmeli midir?
Bir görev kapsamında yaptığımız yıkımlar ve çevremize verdiğimiz yahut sebep olduğumuz zararları nasıl tanımlamalıyız?
Görev adı altında yapılan ve yıkımlara sebep olunan davranışlar kötülük ise, ki öyledir, o halde bunu yapanları kötü olarak görmeli miyiz?
Görmeliyiz diyorsak bir savaşta tanımadığı insanların üstüne bomba yağdıran askerler iflah olmaz kötüler midir?
Yoksa görevini yapan kahramanlar mıdır?
Böyle durumlarda görev ve sorumluluğun sınırları nerede başlar ve nerede biter?
Bu ve benzeri olaylar kötülüğü sıradan bir eyleme dönüştürmüyor mu?
İnsan, böyle çelişki içeren davranışlarla kötülük yapmaktan kendini nasıl korumalıdır?
Bir insanı kötü diye tanımlamamız için ne kadar kötülük yapmış olması gerekir?
Bir kişiyi kötü diyebilmek için onun kötülüğü bir alışkanlık ve zevk alarak yaptığı davranış sahibi olması mı lazım?
Kötülük meselesini kavramak, doğru tanımlar getirmek elbette bu kitabın tek başına başaracağı bir iş değildir.
Zaten böyle bir iddiası da yoktur.
Ancak, hayatımızda var olan ve herbirimizi yakından kuşatan bu duygu durumlarının ortaya çıkması ve tezahürüne karşı hazırlıklı olmak bakımından bu ve benzeri kitapları, konu üzerinde çalışan bilim dallarının temsilcilerini takip etmek, hem insanları, hem eylemlerini doğru değerlendirmek, kabaca yargıçlık yapmadan, insanlar hakkında kötülüğe sebep olmamak için çaba göstermemiz ciddiyetle üzerinde durulmalıdır.
Kötülüğün Sıradanlığı isminde bir kitabı bulunan ve kötülük hakkında ciddi çalışmaların sahibi Hannah Arent'in değerlendirildiği kitaptan bir bölüm ile devam edelim.
“Arent’in iddialarından bir kötülük tanımı inşa etmenin daha müşfik sayılabilecek bir yolu var. Arent'e göre her kötülük kötü niyetli, sadistçe ya da bilerek başkaldırıcı değildir ama bazı kötülükler bunların hepsidir. Onun kötülük tartışmasına ayırt edici katkısı, bazı kötülerin (ama tümünün değil) kendi eylemlerinin önemini kavramadan sıradan saiklerle hareket etmesidir. Arent'e göre en berbat yanlış davranışlardan bazıları( ama hepsi değil) kötü niyetten, sadistçe hazdan ya da ahlaka başkaldırmaktan kaynaklanmamaktadır. Kötülük tartışması bağlamında ‘sıradanlığı bu açıdan anlamalıyız. Kötülüğün sıradan olduğunu söylemek bazı kötülüklerin bayağı olduğu ve dikkat sarfetmeye değmeyeceği anlamına gelmez; bazı eylemlerin olağan saiklerle yapıldığı, ayrıca insan psikolojisi bakımından radikal ölçüde aykırı olmayan kişilerce yapıldığı anlamına gelir. Kötülüğe dair bu görüşü kabul eden bir grup çağdaş filozofa göre kötülük yapanlardan bazıları sadist ve kötü niyetli kötü klişesine uysa da, diğer pek çok kötülük sıradan kategorisine giriyor. Kötülüğün psikolojik bir ayırt edici özelliği olduğu fikrini reddeden bu filozoflar, kötülüklerin yol açtıkları zarar miktarına göre sıradan yanlışlardan ayırt edilebileceğini düşünüyor.
Shf.67-68
***Okundu

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.