Ali İhsan Dilmen

Ali İhsan Dilmen

KÖR BAYKUŞ

KÖR BAYKUŞ

KÖR BAYKUŞ
Yazar. :Sadık Hidayet
Yayınevi :Karbon Kitaplar
Türü. :Edebiyat/Düşünce
Çevirmen: Leyla Abbaszadeh Zorbay

Kitabın yazarı İranlıdır ve çağdaş İran edebiyatının usta kalemlerindendir.

Edebiyat eleştirmenleri onun hangi edebiyat ve düşünce çevrelerinden etkilendiği konusunda bilgiye sahip değildir, sahip olsalar bile tanımlamak ve bir yere oturtmak konusunda yeterli fikre sahip olmadıklarını ifade ediyorlar.

Sadık Hidayet'in Kör Baykuş’unu Batı dünyasının psikolojide kurucu aydınları Freud ve Jung'un yöntemleriyle açıklamaya çalışırken bazı kesimler tarafından Doğu düşüncesinin önemli isimlerinden Buda, Şiva ve Ömer Hayyam'dan etkilendiğini ifade etmişlerdir.

1930’larda İran edebiyatında bir yıldız gibi parlayan Sadık Hidayet bu ilgiyi hangi yönüyle hak ettiğini anlamak esasen onun Doğu ve Batıya dair zengin bir birikime sahip olduğunu görmek istemediklerini düşünmek gerekiyor.

O, kendine özgü bir şahsiyettir.

İçinde yaşadığı dünya ve döneminde gördüklerine karşı ortaya koyduğu yaklaşım onu diğerlerinden ayırmış, dünyamızı kirleten; aptallar, palyaçolar, şaklabanlara inat farklı bir pencereden bakar dünyaya, hayatın beyhudeliği ve geçiciliği onun çevresiyle ilişkilerini tanımlamakta belirleyicidir.
Onun bu çizgisini ve özgünlüğünü hep koruduğu teslim edilmiştir.

Kör Baykuş'u yazarken şiir, teşbih, istiare'lerden yoğunluklu olarak faydalandığı, bunları eserlerinde sıklıkla ve çok verimli, güzel bir şekilde kullandığı görülecektir.

Edebiyatın ve psikolojinin sıklıkla başvurduğu bu arka planı anlatmak için kullandığı semboller, temsili anlatımları onun çok incelikli bir şekilde işlediğini görüyoruz.

Kitabın önsözünde bu şöyle anlatılmaktadır:
“Kör Baykuş'ta modern ruhun, temsili bir hikayenin ipliklerinde tecessüm ettiğini görüyoruz, bu hikayenin zaman ve mekanı batınî bir olayın içinde birleşiyor. Bu kitapta egzizstalist/varoluşcu düşünce, İran’ın sihirli misaller aleminde sergilenip kaynaşıyor ve imkansız bir yazıyı mümkün kılıyor. Hidayet ebedi dünyaya aşık olduğu zaman, tüm İran Sufileriyle tek yürek oluyor ve bu yüzden de acı bir şekilde umutsuz bir İranlıya dönüşüyor. Ama kendi batınî tecrübesini hayatın beyhudelik kalıbına döküp bize aktarırken tamamen çağdaş ve modern biri oluyor.”

Yaşadığı dünyanın farklılıklarını tanımak, anlamak isteyen her insanın elinde bir imkana dönüşür farklı düşünmek, olaylara, anlatılara, özel yahut toplumsal hikayelere farklı pencerelerden bakma imkanını önemseyenler için bu bir zenginliktir.

Farklı olanlardan korkarak kendi kabuğuna çekilen, farklı olandan korkmanın beyhudeliği ancak cesaretle kendini gösterebilir.

Kör Baykuş, aynı zamanda hakikati arama yolculuğunun hikayesidir

Kör Baykuş, okurla sohbete şu cümle ile başlar: “Ruhu inzivadayken cüzzan gibi usul usul kemiren ve yiyen yaralar vardır hayatta. Bu dertler kimseye anlatılmaz çünkü herkes bunlara ender ve acaip şeyler gözüyle bakar. Bir çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar,günümüzdeki değer yargılarına ve kendi fikirlerine göre hem şüpheci hemde müstehzi/alaycı bir gülüşle konuya tepki verirler.”
Hayli çarpıcı ve insanı tanıma konusunda cesur bir itiraftır bu yaklaşım.

Sadık Hidayet Kör Baykuş'ta yazama gerekçesini ve amacını şöyle ifade ediyor: “Şimdi tüm hayatımı bir üzüm salkımı gibi sıkıp özsuyunu damla damla gölgemin kuru boğazına okunmuş bir türbe suyu gibi damlatacağım. Gitmeden önce, şu odanın köşesinde beni cüzzam ve çıban gibi dirhem dirhem yiyen dertleri kağıda dökmek istiyorum. Çünkü ancak böyle düşüncelerimi düzenleyebilirim. Maksadım vasiyetname yazmak mı? Asla! Çünkü devlete bırakmak için nemalım ne de şeytana vermek için bir dinim var. Ayrıca yeryüzündekilerin benim için ne değeri olabilir ki? Hayat denilen şeyi zaten gözden çıkardım, bıraktım; elimden gitmesini istedim…Ben gittikten sonra, canı cehenneme! İster birileri benim kağıt parçalarımı okusun ister sittin sene kimse okumasın! Sadece yazmaya ihtiyacım olduğu için yazıyorum. Ben muhtacım.i, düşüncelerimle hayali varlığım arasında bağ kurmaya her zamankinden daha çok muhtacım. Bu kandilin önünde duvarda eğilen, sanki her yazdığını dikkatlice okuyup yutan, uğursuz gölgem için yazıyorum. Eminim, bu gölge benden daha iyi anlıyordur yazdıklarımı! Sadece beni konuşmaya zorlayan kendi gölgemle konuşabiliyorum. Sadece o beni tanıyabilir ve eminim, sadece o beni anlayabilir.

Gölgemin kuru boğazına, hayatımın öz suyunu, hayır! Hayatımın acı şarabını damla damla damlatıp, ‘Bu benim hayatım!’ demek istiyorum.”

Shf.38
***Okundu

whatsapp-image-2026-04-19-at-12-51-55.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali İhsan Dilmen Arşivi