Derya Deniz Dinç

Derya Deniz Dinç

Acı Eşiği

Acı Eşiği

ACI EŞİĞİ

İnsan, hayatın pürüzsüz ve dertsiz görünen kıyılarında yürürken aslında en çok kendine yabancılaşır. Her şeyin yolunda gittiği, hiçbir fırtınanın kopmadığı durgun sularda, özün dokunulmamış gerçeği derin bir uykudadır. Oysa hakiki bir uyanış, ancak sarsıcı ve yakıcı acının eşiğinden geçmekle mümkündür. Acı, varlığın etrafına örülen sahte kabuğu çatlatıp atan, insanı en savunmasız ama en dürüst haliyle baş başa bırakan bir doğum sancısıdır. Halil Cibran’ın tespiti tam da bu kırılma anını anlatır: “Acınız, anlayışınızı saran kabuğun kırılışıdır.”.

Bu kabuk çatlamadan, alışılmış ve sahte pürüzsüzlük bozulmadan kalbin en kuytu derinliklerine inmek mümkün değildir. Acı; hayatın içine sinsice sızmış mış gibi yapılan sevgileri, kâğıttan kuleler gibi inşa edilen sahte güvenleri bir asit gibi yakıp geçerken, geriye sadece insanın en saf çekirdeğini bırakır. Acı çekmek, hayatın en onurlu ve en insani hallerinden biridir. Merhametin duru suyundan tadabilmek için bazen insanın kendi hıçkırığında boğulacak kadar daralması gerekir. Bu bir zayıflık değil, aksine hayatın en katı gerçekliğiyle kurulan samimi ve dürüst bağdır.

Tam da bu noktada, yakıcı duygunun adını koymak, karmaşanın içinden gerçeği çekip çıkarmaktır. Bilgelerin dediği gibi; bir kederin, bir sancının adı netleştiği ve ona dürüstçe bakılabildiği an, duygu artık insanı ezen bir karanlık olmaktan çıkar. Acının adını koymak, kabuğun neden kırıldığını anlamaktır. İnsan, içindeki yangına bir isim verdiğinde, onu sadece bir yıkım olarak değil, bir dönüşümün müjdecisi olarak görmeye başlar. Bir anlam bulan her acı, sahibini bir kurban olmaktan çıkarıp bir bilgeye dönüştüren yegâne kuvvettir.

Dayanma gücünün sınırları zorlandığında, görülmez eşik aşıldığında keşfedilen direnç, her insanda başka bir tonda yankı bulur. Kiminin eşiği tek bir sessiz bakışla sarsılır, kimi koca bir dünyanın enkazını omuzlarında taşırken sessizce kabullenir. Ama sonuçta acı eşiği, varlığın gerçek kıyısıdır. İnsan ancak elindeki her şeyi kaybettiğinde, aslında hiçbir şeye sahip olmadığını anladığında, hakikatin zorlu ama bilgece yoluna ilk adımını atar.

Işığı hep uzak gökyüzünde, ulaşılmaz yıldızlarda aradık; oysa ışık, sadece sönmeyen ateşte, dürüst ve kanayan duygularda gizlidir. Karanlık ne kadar yoğun ve nefes kesiciyse, yaralardan süzülecek aydınlık da o denli köklü ve sarsıcı olur. Yüzdeki derin çizgileri, candaki geçmek bilmeyen acıyı bir emanet gibi kabul etmek; onu hırpalamadan, ondan kaçmadan bağrına basmak gerekir.

Çünkü bu duygu, insanın bu fani dünyada her şeye rağmen yaşadığının ve hâlâ "insan" kalabildiğinin en sarsıcı ilanıdır. En derin yaralar, varlığın en geniş pencereleridir; ışık oralardan girer ve yine oralardan fışkırır. Unutulmamalıdır ki, yolun kendisi; acısıyla, mutluluğuyla ve karanlıktan süzülen sönmez aydınlığıyla insanın bizzat kendisidir.

Aşk ile eyvallah.

Derya Deniz DİNÇ

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Derya Deniz Dinç Arşivi